DOLAR 32,1860 0.01%
EURO 35,0246 0.04%
ALTIN 2.499,59-0,42
BITCOIN 22937956,76%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SEVELİM SEVİLELİM
749 okunma

SEVELİM SEVİLELİM

ABONE OL
27/05/2023 21:39
SEVELİM SEVİLELİM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya hayatı son bulmadan önce ebedi olarak göçeceğimiz ahiret hayatına hazırlık yapmak, akıllı Müslümanların işidir. Fani dünyanın geçici zevklerine ve heveslerine aldanmayıp salih amellerle meşgul olan kimseler hiç şüphesiz ahrette mükâfatlandırılacaktır. İmtihan olarak geldiğimiz şu dünyada Allah (c.c), ona nasıl kulluk ettiğimizi görmek için bizleri yaratmıştır. Yüce Allah (c.c) Kuran-ı Kerim’in Mülk Suresinde, “O ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır…” (Mülk, 67/2) ayet-i kerimesi ile dünyaya gönderilişteki amacı bizlere apaçık zikretmektedir. Dünya hayatı her ne kadar geçici olsa da, ebedi ahret hayatına hazırlığımız için çok önemlidir. Dolayısıyla dünya hayatı, ahret hayatı ile ilişkili olduğu için yaratılışımızdaki gayemiz unutulmamalıdır. Ölümün fakir-zengin, güzel-çirkin, genç-yaşlı bakılmadan herkesi er ya da geç yakalayacağı “De ki, kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır…” (Cuma, 62/8) ayetinde geçmektedir. Kişi dünyadayken zerre kadar iyilik yapmışsa mükâfatını ahrette görecektir. Yine zerre kadar da kötülük işlemişse cezasını çekecektir. Kişi dünyada ne ektiyse onu biçecektir. Burası geçici, ahret ise gerçek yurttur.

Düşün ki bir tatlı uykudan uyanır gibi doğdun gerçek yurduna…

Can kafesinden kolayca uçtu ruhun…

Ardından gözyaşı dökenlerin oldu, bolca dua edenlerin…

Hocanın “nasıl bilirdiniz iyi bir kişi miydi?” sorusuna, can-ı gönülden “Allah razı olsun, iyi bilirdik” dedi sevenlerin…

Tek tek haklarını helâl ettiler…

Narince bıraktılar seni kabrine..

Daha narince geldi Münker / Nekir…

Hâl hatır sorar gibi sual ettiler…

Mütebessim, hâlinden hoşnut cevaplarını verdin…

Bir genişlik yayıldı kabrine…

Cennet bahçelerinin kokusunu çektin içine…

Bir pencere açıldı sonsuz hayatını seyreylediğin…

Sevgili Peygamberi’nin son nefeste sana tebessüm eden cemaline bir an önce kavuşmayı dileyerek başladı kabir hayatın…

Mizan kuruldu, sadece Allah rızası için yaptığın, çoğunu unuttuğun sevaplarını getirdiler…

Bir yanda tevbeyle, gözyaşlarıyla yıkanmış hata/kusur ve günahlarını…

Namazın gelmiş koşarak, “sabahları tatlı uykusundan uyandı, geceleri uyumadı, her gittiği yerde önce Mescidin yerini sordu, ben şahidim îmanına Rabbim sen de şahit ol” dedi…

Okuduğun kitaplar geldi sayfa sayfa, en önde kılavuzun hayat rehberin Kur’an, ” arayışına, korku ve ümit içinde iyi bir kul olma gayretine, edebine ilmine şahidiz” dedi…

Bir ucu ıslak bir sahife düştü mizana dedi ki “pişmanlık gözyaşları döktü üzerime, kimselerin görmediği vakitlerde, gizli saklı köşelerde, Seni seven ve Senin rızanı dileyen bir kuldu şahitlik ederim” dedi…

Anne baban çıka geldi ” biz onu emanet gibi büyüttük o da bize emanet gibi hürmet etti, razıyız” dediler hoşnutlukla…

Evlatların geldi özlemiş gözlerle ” bize haram lokma yedirmedi, hep iyiliği güzelliği nasihat etti, Rabbimizi öğretti/sevdirdi, bizi cennete götürecek yollarda rehberlik etti, biz razıyız sen de razı ol Rabbim” dedi…

Komşuların geldi ” çok sık görüşemezdik ama gördüğü yerde selâmını tebessümünü esirgemezdi, kötülüğünü görmedik, kem sözünü işitmedik, razıyız” dedi…

Akrabaların geldi tek tek ” bizi hep aradı sordu, hata ettik üstünü örtmesini bildi, hata etti gelip özrünü dilemesini bildi, bize güzel işlerde örnek oldu, bize Allah’ı anlattı bize hep ölümü hatırlattı, zor günümüzde ve iyi günümüzde hep yanımızdaydı Sen de onun yanında ol Rabbim” dedi…

Arkadaşların geldi kiminin yüzü mahzun kederli kiminde katre katre açılan sevinç gülleri,  hepsi de “razıyız” dedi.

” Sır verdim taşıdı” dedi biri.

” Bana Rabbimi sevdirdi” dedi diğeri.

” Düşmüştüm kaldırdı” dedi bir diğeri…

Sen de onu kaldır Rabbim dedi ve gitti…

Bir yetim geldi koşarak, ” Hiç görmemiştim ” dedi.

“Çok sevdiğim botlarımı alan oymuş demek.

Annemin cebime koyduğu harçlıkları o göndermiş.

Beni uzaktan sevmiş, iyilik eder gibi değil görev gibi, vazife gibi, anne/baba gibi.

Her gece dua ettiğim oymuş demek.

O bizi sevindirdi Sen de onu sevindir Rabbim ” dedi ve gitti…

Bir damla su geldi sirete bürünmüş ” Ben cami avlusunda açık kalmış bir musluktan akıyordum geldi bana şükürle baktı ve kapattı.

Boşa akıp gitmeme müsaade etmedi.

Benimle onun cehennem narını söndür Rabbim” dedi ve gitti…

Ayakların dile geldi sonra ” harama adım atmadık şahitlik ederiz” dedi…

Ve diğer tüm azaların sana sevgiyle, hürmetle şahitlik ettiler…

Ne büyük huzur ne büyük hoşnutluk…

Yine de içinde bir korku bir ürperti hafiften…

Ve işte tam o anda ömrünce hasretini çektiğin, salât-u selâmlar gönderdiğin Sevgili Peygamberinin selâmı ve şefaati yetişti imdadına…

Ne büyük şeref, ne büyük lütuf…

Beratın geldi sağ yanından meleklerin kanadında…

Sağ yanına Kur-an, sol yanına namazın geldiler seni Peygamberinin sancağı altına götürmeye…

Düştün yola ardına bile bakmadan heyecanla…

Dünyada çektiğin dert ve kederi bir kez olsun anmadan..

Hepsi geride kalmış..

Uyanmışsın rüyadan..

Hakikat güzel mi güzel.

Haydi, biraz daha hızlı, seni bekliyor ol nebi ol Peygamber…

Ve içinden bir ses “Dünya sadece bir rüyaymış…”

Rabbim hayırla ve bu sevinçlerle uyandırsın dünya uykularımızdan, sonsuz sandığımız rüyalarımızdan…

Allah bize rahmet eylesin, mekânlarımız cennet olsun…

Kim ne dert/tasa içinde ise bilsin ki geçicidir.

Sabredenlere selâm olsun..

Sabrı tavsiye edenlere selâm olsun..

Allah için seven ve sevilenlere selam olsun…

Hacı ARICI

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250
300x250r