DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BITCOIN 21625030,26%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

20:22

AKŞAM'A KALAN SÜRE

DEPREM MÜCBİR SEBEP OLARAK KABUL EDİLEREK İDARENİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI?
3985 okunma

DEPREM MÜCBİR SEBEP OLARAK KABUL EDİLEREK İDARENİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI?

ABONE OL
06/03/2023 19:47
DEPREM MÜCBİR SEBEP OLARAK KABUL EDİLEREK İDARENİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremde birçok kişinin hayatını kaybettiği, yaralandığı, barınma, beslenme gibi birincil ihtiyaçlarının bile karşılanamadığı onarılmaz yıkımlar meydana gelmiştir.

Yaşadığımız bu acı olay neticesinde yaşanan bazı yıkımların telafisi maalesef ki mümkün olamasa da idarenin hukuki sorumluluğu mevcuttur ve yaraların sarılması için elzemdir. Bu noktada uğranılan zararların doğal afetten dolayı olması hukukta Roma hukukundan beri kabul gören mücbir sebep müessesinin uygulanıp uygulanmayacağı önem arz etmektedir. Zira mücbir sebebin varlığının kabul edilmesi halinde meydana gelen zararla idarenin eylemi arasında illiyet bağı kesileceğinden idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğu ortadan kalkacaktır.

İdarenin, hukuk sistemimizde tüzel kişiliklere “cezai sorumluluk” yüklenmediğinden “hukuki sorumluluğu” vardır. Malvarlığı sorumluluğu olarak da değerlendirilen sorumluluk uğranılan zararın tazmin edilmesi olarak vuku bulur. İdarenin sorumluluğu “kusurlu sorumluluk” ve “kusursuz sorumluluk” olmak üzere ikiye ayrılır. Konumuzu ilgilendiren “kusurlu sorumluluk” mücbir sebebin varlığı halinde ortadan kalkar.

Anayasa tarafından güvence altına alınan kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan olup devletin bu konuda pozitif ve negatif olmak üzere çeşitli yükümlülükleri bulunmaktadır. Anayasa md. 17’ye göre “Herkes, yaşama, maddi manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Devletin, öncelikle yaşam hakkı olmak üzere kişinin maddi manevi varlığını yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı, koruyucu yasal düzenlemeler yapmak ve bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri alma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük, yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her durum için geçerli olan bir yükümlülüktür.

Mücbir sebep kavramı Roma Hukukundan bu yana kullanılan kavramlardan biridir. Mücbir sebep gerek kamu hukukunda gerekse özel hukukta hem kusurlu sorumluluğu hem de kusursuz sorumluluğu ortadan kaldıran bir etkiye sahiptir. Mücbir sebep önceden tahmin edilmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olaylar olarak tanımlanır. Danıştay mücbir sebebi “kökeni, doğal, sosyal ve hukuki olması itibariyle failin dışında kalan, fail tarafından önlenme olanağı bulunmayan, önceden takdir ve tahmin edilemeyen olaylar” olarak tanımlamaktadır. Mücbir sebep olarak nitelendirilen olay doğal olabileceği gibi sosyal, hukuki veya insan kaynaklı da olabilmektedir. Yargı kararlarında ve doktrinde bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için “dışsallık, öngörülememe, karşı konulamama” unsurlarını taşıması zorunluğu kabul görmektedir. Bu nedenle deprem hadisesinin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için sayılan bu şartların tamamını taşıyor olması zorunludur. Bir olayın idare hukuku açısından mücbir sebep olarak tanımlanabilmesi için idarenin iradesi dışında gerçekleşmesi gerekmektedir. Mücbir sebebin ikinci şartı ise öngörülememedir.

Gerçekleşen olayın olağandışı ve öngörülemez olması mücbir sebebin en önemli koşuludur.

Deprem kuşağında yer alan, devamlı depremlerin olduğu bir bölgede deprem hadisesinin öngörülemez olduğunu ileri sürmek imkânsızdır. Öngörülememe her olayda olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken takdiri bir mevzu olduğundan her vaka için ayrı ayrı yargı organları tarafından değerlendirilmelidir. Üçüncü olarak, bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için o olayın karşı konulamaz, önlenemez olması koşulu aranmaktadır.  Depremin mücbir sebep olup olmadığı ile ilgili karar verilirken olayın tüm bileşenleri doğru analiz edilmelidir. Yer, zaman verilere ulaşma imkânı gibi birçok faktör olayın objektif değerlendirilmesinde önem arz eder.  

Deprem kuşağında bulunan ülkemizin günümüz teknolojik koşullarında deprem olasılığının öngörülebilir olduğu aşikârdır. Her ne kadar öngörülebilir olsa da idare çok geniş imkânlara sahip olmasına rağmen, idarenin depremi önleme ihtimali bulunmamaktadır. Peki depremin önlenemez olması depremin mücbir sebep sayılarak idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Her ne kadar deprem önlenemez olsa da idarenin sahip olduğu maddi güç, teknolojik imkân, bilimsel ve istatistiki veriler ile öngörebildiği deprem için teknik ve mali imkânları ölçüsünde alacağı tedbirlerle doğacak zararları en aza indirmesi mümkündür. Hal böyleyken öngörülebilir bir olayda idarenin gerekli önlemleri almamış olması hizmet kusuru olarak kabul edilir. İmar planı uygulamaları ve arazi düzenlemeleri konusunda devletin sahip olduğu yetkilerin bu bağlamda kritik bir öneme sahip olduğu aşikârdır. İdarenin bu konuda gerekli çalışmaları, araştırmaları, kontrolleri, denetlemeleri yapmadığı takdirde mücbir sebep bahanesine dayanarak sorumluluktan kurtulabilmesi mümkün değildir. Ayrıca devletin Anayasal hak olan yaşam hakkını ortadan kaldırmaya yönelik davranışları düzenlenen kanunlar ile suç sayma ve yaşam hakkına zarar verenlerin yargılanmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.  Devletin, zarara sebep olanlar hakkında etkin soruşturma yapmaması halinde anayasal temel hak olan yaşam hakkının ihlal edileceği aşikârdır.

İdarenin, deprem bizim ülkemizde mücbir sebep sayılamayacağından dolayı kusuru oranında zarar ve idarenin eylemi arasında illiyet bağı bulunması halinde sorumluluğu bulunmaktadır.  Hizmet kusuru olarak nitelendirilen bu sorumluluk türünde “hizmetin geç işlemesi”, “hizmetin kötü işlemesi” ve “hizmetin hiç işlemesi” hususları dikkate alınarak idareden uğranılan zararın tazmini talep edilebilir.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP
    300x250
    300x250r