DOLAR 32,6005 0.29%
EURO 35,0668 0.22%
ALTIN 2.448,520,67
BITCOIN 21451561,01%
İstanbul
28°

AÇIK

13:11

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

kurbanumraniye
315 okunma

Tedarik Zinciri’nin Geleceği

ABONE OL
21/01/2023 09:57
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tedarik zinciri yönetimi, şirketlerin en kritik süreçlerinden biri haline geldi. Gelişen teknoloji ve artan dünya nüfusu ile beraber yeni iş alanları ortaya çıkıyor ve yeni pazarlar açılıyor. Şirketler faaliyetlerinin ve kârlılığının sürdürülebilir bir şekilde devam edebilmesi için dünyaya uyum sağlamak ve haliyle tedarik ağını genişletmek zorunda. Bunun yanı sıra tedarik zincirindeki yeni trendleri, satın alma alışkanlarını, müşteri taleplerini vs takip edip uygun değerde ürün ve hizmetleri sunmaları gerekiyor. Özellikle son 30-40 yıllık sürece baktığımız zaman tedarik zinciri yönetiminde çok köklü değişiklikler olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Fakat geldiğimiz noktanın da uzun yıllar sabit kalmayacağı açıktır. Değişen ve çok hızlı bir şekilde globalleşen dünyada, yakın gelecekte tedarik zinciri süreçlerinde çok farklı uygulamaları, trendleri, yaklaşımları ve teknolojileri göreceğiz. Şimdi bunlara biraz yakından bakalım.

Yapay zekâ ve otomasyon gelecekte tedarik zinciri süreçlerinin anahtar kelimeleri olacaktır. Şu anda bile büyük markaların bu teknolojileri olabildiğince tüm operasyonlarda kullanmaya çalıştığını görebiliriz. Gelecekte yapay zeka, otomasyon ve robotik gibi insan gücünün yerini alabilecek teknolojileri, sistemleri ve uygulamaları tedarik zinciri süreçlerine entegre edemeyen şirketlerin piyasadaki rekabet gücü azalacaktır. Bu teknolojiler, tedarik zincirini hızlandırmanın ve niş alanlarda rekabetçi kalmanın en değerli yolları olacaktır. Sadece hata payını azaltıp ürün kalitesini artırmakla kalmayacak; ayrıca zamandan ve enerjiden tasarruf edilmesini de sağlayarak çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacaktır. İnsanlar da doğrudan sahada çalışmak yerine bu teknolojileri geliştirmek ve iyileştirmek için çalışacaktır.

20. yüzyıla büyük resimden baktığımız zaman savaşları, ekonomik krizleri ve küresel çevre problemlerini görüyoruz. Fakat 21. yüzyılda tüm dünya için yeni bir hedef var: Sürdürülebilirlik. Küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi büyük sorunlarla mücadele için çevresel sürdürülebilirlik, daha adil ve insana yakışır bir hayat kalitesi için sosyal sürdürülebilirlik ve ekonomik istikrar için finansal sürdürülebilirlik tüm ülkelerin ortak hedefi haline gelmeye başladı. Bu konuda kamu ve özel sektör şirketlerine de büyük görev düşüyor. Kurumsal sürdürülebilirlik için sürdürülebilir bir tedarik zinciri inşa etmek en öncelikli girişim olacaktır. Daha şimdiden değişmeye başlayan tedarik zinciri yaklaşımları yakın gelecekte tamamen sürdürülebilirlik odaklı hale gelecektir. Şirketler sürdürülebilir üretim ve dağıtım süreçlerine bağlı kalmak ve olabildiğince sıfır atık üretmek için çalışacaktır. Ayrıca, tedarik zincirinin sosyal uygunluğu daha fazla kâr elde etmekten daha öncelikli bir hedef olacaktır. Bu yaklaşım, hammadde tedarikinden nihai ürünün son kullanıcıya sunulmasına kadar geçen tüm tedarik zincirinin baştan sona yenilenmesi anlamına gelmektedir.

Günümüzde şirketlerin artık her bir faaliyetinde gördüğümüz süreç odaklı yaklaşım tedarik zincirinde de kendini daha fazla göstermeye başlayacaktır. Klasik bir tedarik zincirinde yer alan hammadde çıkarma, işleme, üretim, paketleme, depolama, nakliye, dağıtım, satış vb gibi adımların her birini aynı merkezden kontrol etmek giderek daha zor hale gelmektedir. Bu nedenle firmalar her bir adım için özel stretejiler ve yaklaşımlar geliştirecektir. Bunlar arasında doğrudan kendi bünyesinde yürüttüğü bazı işlemleri dışarıya taşere etmek çok daha makul bir seçenek olacaktır. Bu da tedarik zinciri yönetimi anlayışını değiştirecek ve firmaların daha dar bir kapsamda uzmanlık kazanmasının önünü açacaktır.

Bugün en popüler teknolojilerden biri şüphesiz Nesnelerin İnternetidir (IoT). Sensörler ve yazılımlar tarafından desteklenen ve internete bağlı olan fiziksel nesnelerden oluşan bir ağ olan IoT, özellikle lojistik söz konusu olduğunda, tedarik zincirinde hâlihazırda önemli bir role sahiptir. Fakat gelecekte tedarik zincirinin her bir aşamasında aktif bir şekilde kullanılacak ve bu sürecin en kritik unsurlarından biri haline gelecektir. IoT’nin depo yönetimi, filo takibi, envanter kontrolü ve bakım süreçlerini vs iyileştirmek için kullanılabileceği öngörülmektedir. Bu teknoloji, otomasyon sistemleriyle kolaylıkla entegre edilebildiğinden gelecekte birçok tedarik süreci adımı tamamen insansız hale gelecektir.

Giderek dijitalleşen dünyada şirketler tedarik zinciri yönetiminde köklü bir dijital dönüşüme gidecektir. Bugün bile eskiden basılı evraklar üzerinden yürütülen birçok tedarik işlemi artık dijital dünyada takip edilmektedir. Tedarik zincirinde dijitalizasyon gelişimini tamamlayan şirketler daha akıcı, mobil ve dinamik süreçler oluşturabilecektir. Bu da daha güvenli, verimli, çevreci ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri için en kritik konulardan biridir. Dijitalleşme denilince akıllara sadece dijital dokümanlar, canlı takip vs gelmemelidir. Günümüzde kripto paraların ve blockchain (blokzinciri) teknolojilerinin tedarik zinciri yönetiminde kullanımı da gündemdedir. Birçok şirket bu alana yönelmekte ve gelecekte bu teknolojileri daha etkin bir şekilde kullanmak için yeni yatırımlar yapmaktadır. Kripto paralar her alanda olduğu gibi tedarik süreçlerinde de para akışını çok daha hızlı ve güvenli hale getirmektedir. Blockchain teknolojisi de özellikle ürün, hizmet ve paydaşların bilgi güvenliği için son derece önemlidir.

Dünyanın giderek daha küresel bir topluluğa dönüşmesi birçok riski de beraberinde getirmektedir. Zira artık tüm dünyada tedarik zincirleri uzamış; faaliyet alanı fark etmeksizin her şirket dünyanın bir ucundan diğerine ürün ve hizmet tedariki yapmaktadır. Bu bağlamda, coğrafi koşullar, hava durumu, siyasi olaylar, hammadde krizi vb gibi faktörlerden ötürü tedarik süreçlerinde sıkıntılar olabilmektedir. İçinde bulunduğumuz COVID-19 pandemisi ve Rusya-Ukrayna savaşı bunun en açık örnekleridir. Bu durumda, şirketlerin tedarik zincirlerinde risk yönetimi kapsamlarını genişletmeleri gerekmektedir. Gelecekte şirketler, tedarik zincirlerinin bu gibi belirsiz zamanlarda istikrarlı kalması için risklerini mümkün olduğunca azaltmak zorunda kalacaktır. Örneğin, hammaddeleri politik olarak değişken bir bölgeden temin eden bir şirket, bu malzemeyi daha istikrarlı olan başka bir coğrafi bölgeden tedarik etmeyi düşünebilir. Tedarik zincirinin dayanıklılığını ve esnekliğini geliştirmek şirketler için gelecekte en öncelikli konulardan biri olacaktır.

Tüm dünyada çevre konusunda artan hassasiyet ve farkındalık yeni tedarik zinciri modellerini tartışmaya açacaktır. Ürün, hammadde ve kaynak tüketimini azaltmak için bugün de bazı işletmelerin kullandığı tersine lojistik modeli gelecekte daha yaygın hale gelebilir. Bu modelde, son tüketicinin kullandığı ve ömrünü tamamlayan ürünler, tamir, geri dönüşüm, yeniden kullanım vb gibi seçeneklerle üretime ve kullanıma yeniden kazandırılmaktadır. Aynı şekilde döngüsel ekonomi modeli bağlamında tedarik süreçleri boyunca ortaya çıkan atıklar başka proseslerin girdisi olarak yeniden kullanılabilir ve bu da döngüsel tedarik zinciri dediğimiz yeni bir modelin gelişmesini sağlayabilir. Buna benzer modeller günümüzde belirli bir düzeyde kullanılmaktadır. Fakat gelecekte fark yaratan şirketlerin bu tür tedarik zinciri modellerini kullanan şirketler olacağı açıktır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250
300x250r