HABER AKIŞI

İYİ İNSAN, SAMİMİ MÜSLÜMAN

 Tarih: 20-10-2021 02:45:25
Hacı Arıcı

İslâm’a göre iyi insan olabilmenin itikat, ibadet, ahlâk ve muamelâtla ilgili şartları vardır. Ama ön şart Müslüman olmaktır. Müslümanlık iyi insanlar zümresine katılmak için girilmesi gereken kapının anahtarıdır. Müslüman olmak iyi insan olmanın ön şartıdır, ancak yeterli şartı değildir.

“Ben Müslümanım” diyen birisi iyi insan olma imkânını yakalamıştır sadece. Bundan sonra alınması gereken yolu kat etmedikçe, yani Müslümanlığının icap ettiği șeyleri yerine getirmedikçe iyi insan sıfatını hak edemez. Nitekim Müslüman olduğunu söyleyen herkesin de "iyi insan" diye nitelendirilemediği acı, ama gerçektir.

Geçen hafta maddi olarak durumu oldukça iyi olan bir dostum, beni bir arkadaşının cenazesine davet etti. Namaz sonrası da malûm evinde Kurân okumaya gittik. Gerek camideki durumdan gerekse evdeki gidişattan dostuma; bu rahmetli arkadaşının nasıl birisi olduğunu sordum. O da "Hocam olağanüstü, çok temiz, dürüst biriydi" dedi. Ben de "cami avlusuna gelenleri çoktu. Ama namaz kılanları yoktu. Bu Merhumun dini yaşantısı nasıldı? Namaz, Abdest vs." dedim. "Hocam onların hiçbiri yoktu, ama tekrar iyi bir insandı" demez mi!.. Ben de Sevgili Dostum; Edison da iyi insandı, faydalı da bir insandı. Ancak onun iyi insan olması, iyi bir müslüman olması anlamına gelmiyor. Hocam "O Gayri Müslim, bu müslüman, iyi müslüman olduğu halde teslim olmamış."

"Bu daha kötü değil mi?" dedim. Sonra malûm hocalarımız 6 kişi olarak geldiler. Beni de rahatlattılar. O güzel sesleriyle 8, 10 kişilik gurubu da duygulandırdılar. Benim dostumun dinle hiç alakası olmamış olan arkadaşını da cennete koydular. Ben de son noktayı arkadaşıma şöyle koydum.

İyi bir insan olmak güzel, amma keşke iyi bir de müslüman olabilsek. Bu Merhumun cenazesine gelenlerin hepsi bizim gibi saf tutup "Nasıl bilirsiniz? İyi insan, samimi müslüman olduğuna şehadet eder misiniz?" sualine" İyi biliriz, samimi müslümandı" deselerdi, dedim...

Musallâdaki cenazeler için hoca efendilerin “Merhumu nasıl bilirsiniz?” sualine karşı, tabiî ki öleni tanımak şartıyla hem bir dua hem de hüsnü zan ifadesi olarak “İyi biliriz” derken sarf ettiğimiz “iyi” lafzı ile ölen kişinin “Müslümanlığı” kastedilir. Zira “Nasıl bilirsiniz?” sorusu zannedildiği gibi ölen kişinin ahlâken sorgulanmasına davet değildir. “Onun Müslüman olduğuna şahadet eder misiniz?” demektir.

Başkalarının hüsnü zannını bir yana bırakıp, gerçekten iyi insan olabilmek için Müslüman olduktan sonra neler yapılması gerekir? 

Müslüman olmak iyi insan olmanın ön şartı ise, başka dinlerin mensupları veya inançsız kimseler arasında bizim de iyi kabul ettiğimiz davranışlar sergileyenlere “iyi insan” diyemez miyiz?

Belki biz diyebiliriz ama Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette iyilikler, yani ahlâk ölçüleri, iyilikler veya salih ameller, iyi insan olmanın gerekleri olarak sayılırken, her zaman en başta “iman etmek” şartı zikredilir.

Bu neden böyledir, meselenin başka incelikleri var mıdır?

Bu soruları ‘gerçek iyi’yi en kapsamlı biçimde tarif eden Bakâra Sûresi 177. ayetinin ışığında cevaplayıp, anlamaya çalışalım.

İyilikler imanın tezahürüdür.

O ayette şöyle buyuruluyor:

“Yüzlerinizi doğuya ya da batıya çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, (insanı gerçek iyiliğe ulaştıran tutum ve davranışlar);

• Allah’a, ahiret gününe, meleklere, (Allah’ın indirdiği) kitaplara ve peygamberlere iman

etmek;

• Mala duyulan sevgiye rağmen onu akrabalar, yetimler, düşkünler, yolda kalmışlar, (ihtiyacından dolayı) isteyenler ve (özgürlüklerine kavuşsun diye) köleler için harcamak;

• Namazı dosdoğru kılmak,

• Zekâtı vermek,

• Verilen sözü tutmak;

• Zorda, darda ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabretmektir.

İşte (ancak böyle davrananlar) takva sahibi ve sâdık olanlardır.”

Dikkat edilirse ayet-i kerimede “gerçek iyilik” öncelikle iman esaslarına bağlanmış. Ayet-i kerimede sayılan hayır, hasenat, ibadet ve salih ameller ise imanın dışa yansımasıdır diyebiliriz. Dolayısıyla iman olmazsa, onun tezahürü de olmaz. Esasen imansızlık bize bunca nimeti bahşeden Cenab-ı Mevlâ’ya nankörlüktür. Her şeyimizi borçlu olduğumuz Âlemlerin Rabbine şükretmeyi aklına bile getirmeyen birinin, sebebi ve maksadı ne kadar masumane olursa olsun, beğenilen birkaç davranışından hareketle iyi insan olduğuna hükmetmek insaflı bir yaklaşım değildir. Sadece insaniyet yetmiyor. İnsaniyet vasıflarını büsbütün yitirmeyen insanlardan zaman zaman iyilik ve güzellikler ortaya çıkabilir. Fıtrat temizliği ve insaniyet, İslâmî tebliği anlamayı, üzerinde düşünmeyi ve iman etmeyi kolaylaştıran bir imkân olması bakımından değerli ve önemlidir. Bu yüzden İslâm’ı tereddütsüz kabul eden ilk Müslümanların cahiliye hayatlarında da seviyeli, doğru düşünebilen, derinlikli ve hayırsever insanlar olması tesadüf değildir. Fakat onların bile iyi ve güzel insanlar olmalarının asıl sebebi imanlarıdır. Yani iyi insan, iyi müslüman olabilmenin ana șartı iman sahibi olmaktır.

Allah Râsûlü: " Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, Nasıl da dirilirseniz, Allah'ın huzuruna öyle gidersiniz." buyurmuştur.

Rabbim hem iyi insan hem de samimi Müslüman gurubundan olabilmeyi nasip eylesin...

Selâm ve dua ile...

--HACI ARICI--

  Bu yazı 1676 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı