HABER AKIŞI

BİRİNİN KUYUSUNU KAZARSAN, O KUYUYA SEN DE DÜȘERSİN BİR GÜN!

 Tarih: 21-04-2021 03:04:02
Hacı Arıcı

Kendini akıllı ve kurnaz zanneden insanlar vardır. Bunlar başka insanların işini engellemeye ve zorlaştırmaya çalışır, kendi kusurlarını hiç görmez, hep başkalarını eleştirirler. İnsanlara hep zarar vermeye çalışırlar. Aslında bu zararı vermek isterken, kendi kazdıkları kötülüğün içine düşerek, kendilerine zarar verdiklerinin farkında değillerdir. Hiç kimsenin yaptığı kötülük yanına kalmaz, Hayatta herkes iyi niyetli, temiz duygulara sahip değildir. Başkalarının açığını arama, onlara tuzak kurma düşüncesi içinde olan insanlar çoktur çevremizde... Ama bu kurdukları tuzak, kendi başlarına bela olur, olur da niyeyse yine de yapacaklarını yaparlar.

Kötü niyetli kişiler, bardağın hep boş tarafına bakarlar, ama boş olan kendi bardaklarına hiç bakmazlar. Bu kişilerde, daima bir hazımsızlık, bir çekememezlik duygusu vardır. Kendisinin sahip olamadığı güzelliklere birileri sahipse, onu kıskanırlar ve elinden gelen her türlü kötülüğü düşünürler. Ancak, Allah-û Teâlâ kötülük yapmayı düşünen kişinin başına, kötülüğü sarar. Başkalarının kuyusunu kazanlar, ne kadar aşağı indiklerini fark edemezler! Kendi işini bırakıp, onun bunun yaptığı işe dil uzatanlar, arkasından konuşanlar, laf yetiştirmeye çalışanlar toplum önünde her zaman hak edecekleri değerden fazlasını bulamazlar.

Unutmayalım ki, yapacağımız her kötülüğün eninde sonunda bize bir dönüşü olacaktır. Kötülükler; kimi zaman bu dünyada sahiplerini kuyuya düşürür, kimi zaman da ahirette cehennem çukuruna düşürür.

Yüce Allah bunu şu ayetlerde açıklamaktadır:

- "Çünkü onlar yeryüzünde kibirlendiler ve kötü tuzaklar kurdular. Halbuki kişi, kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilere uygulanan yasayı mı bekliyorlar? Allah'ın yasasında asla bir değişme bulamazsın. Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın." (Fatır Sûresi, 43. ayet)

- "Ve eğer kötülük ederseniz kendinize yaparsınız." (İsra Sûresi, 7. ayet)

- "Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir."

(Fussilet Sûresi, 46. ayet)

Sevgili Gönül Dostları; sizleri ibretlik bir kıssa ile baş başa bırakıyorum...

Ebu Cehil, bir gün şöyle bir tuzak hazırlamıştı: Evine girilen yolun üzerine bir kör kuyu kazdıracak, sonra da bir bahaneyle Hz. Peygamber'i evine çağırarak, kör kuyuya düşmesini sağlayacaktı. Nitekim adamlarını toplayarak, evin cümle kapısı önünde bir kör kuyu kazmalarını emretti. Kuyu kazılıp, üstü de ince tahtalarla kapatıldıktan sonra, ince kumlarla belli edilmez bir şekilde iyice örtüldü. Lanetlik Ebu Cehil ‘de, -çok hastayım- diye Hz. Peygamber'e haber saldı. Adamlarına da Hz. Peygamber (S.A.V) gelip, kuyuya düştükten sonra toprakla üzerini tamamen örterek, orada helâk olmasını sağlamalarını emretti. Hastalık haberini alan sevgili Peygamberimiz (S.A.V), baş düşmanı olduğunu bile bile -belki imana gelir- diye hemen Ebu Cehil’ in evine koşup, geldi. Tam ev kapısının önüne, kör kuyunun yanına yaklaşmıştı ki, karşısına Cebrail (A.S) çıkarak, hazırlanan tuzağı haber verdi ve kendisini içeriye girmekten men etti.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) hemen geri döndü. Hizmetçilerden durumu öğrenen Ebu Cehil ’de, yatağından kalkarak ardına düştü. Güya "neden döndünüz, ey Allah'ın elçisi?" diye soracak ve de gönlünü aldıktan sonra içeri buyur ederek kör kuyuya düşmesini sağlayacaktı. Fakat ne ilginç ilahi tecellidir ki, kör kuyunun varlığını unutarak içine kendisi düştü. Evet boşuna dememişler, "başkalarının kuyusunu kazan, kazdığı kuyuya bir gün kendi düşer" diye...

Kuyu içinde, "İmdat kurtarın!" diye acı acı bağırmaya başlayan Ebu Cehil'i, kurtarmak için kuyunun başına toplanan adamları, ip attılar. Fakat ip yetişmedi. Ebu Cehil, ipi bir türlü yakalayamıyordu. Çıkarıp ikinci bir ip ekledikten sonra, ikinci defa ip attılar. Üçüncü,

dördüncü defa ipi ekleyip saldılar, yine tutamadı. İpi her ekleyip saldıklarında, kuyu da devamlı derinleşiyor ve Ebu Cehil de bir türlü ipi yakalayıp ta, dışarı çıkamıyordu. Bunun üzerine adamlarına seslenerek, "Bana Hz. Peygamber'i çağırın, çünkü beni buradan ancak o kurtarır" diye emretti. Gidip Hz. Peygamber'i çağırdılar. Kuyunun başına gelen sevgili Peygamberimiz (S.A.V),

- "Ey Ebu Cehil!.. Allah'a ve Râsûlü’ne iman edersen, seni bu kör kuyudan çıkarırım. Yoksa orada ölüp, gidersin."

Tabii ki, çaresizlik içinde kalan Ebu Cehil, içinden değil, fakat dilinde -evet- diyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V) kuyuya elini uzatır uzatmaz, Ebu Cehil, hemen elini yakalayarak, yeryüzüne çıktı. Orada bulunan herkes şaşırıp, kalmıştı. Öyle ya! Ebu Cehil'i o kuyudan en uzun iple çıkaramamışlardı da Hz. Peygamber (S.A.V) eliyle nasıl çıkarabilmişti? Bu imkânsız gibi bir şeydi. Fakat değildi. Çünkü bu bir mucize idi. Ama kimlere göre? Tabii ki, iman edenlere göre... İman etmeyenlere göre ise, sihirdi. Nitekim Ebu Cehil de daha çıkar çıkmaz, sevgili Peygamberimize,

- "Ey Muhammed!... Sen büyük bir sihirbazsın" dedi.

Gerçekte ise bu hadisenin sihirlik bir tarafı yoktu. O tamamen kuvvet ve kudretine son olmayan, Allah’ın Peygamberine bahşettiği bir mucize idi. Hem de başkalarının kuyusunu kazmaktan, başka bir işi olmayan kimselerin, kendi kazdığı kuyuya, kendilerinin düştüğünü, gösteren bir mucize... O yüzden sevgili Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

- "Mü'min kardeşinin kuyusunu kazan kimse, kazdığı kuyuya er geç kendi düşer." (Hadis-i Şerif)

Hiçbir zaman insanlara karşı kötülük düşünülmemeli ve yapılmamalıdır. Kimsenin kuyusunu kazmaya çalışmayın. Çünkü bir gün, o kuyunun içinde kendinizi bulabilirsiniz, hem de çok feci bir şekilde... Bundan dolayı iyi insan olun ve iyiliği yaygınlaştırın!

Yüce Rabbim. Cümlemizi kendi işiyle uğraşan, başkalarının kuyusunu kazmayan kullarından eylesin İnşallah...

Selâm ve duâ ile 

Hacı ARICI

Hobyar Cami İmam Hatibi

  Bu yazı 3501 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı