HABER AKIŞI

Türkiye’de her 100 evden 7’sinde baba yok Ek1: (Dünya Yetim Raporu)

 Tarih: 26-05-2020 18:46:06
Gülsatar:’Korona yetimleri de bize emanet’ Yetim Vakfı, Ramazan’ın 15’inci gününe denk gelen Dünya Yetimler Günü nedeniyle güncel bir rapor açıkladı. Rapora göre Türkiye’de yetim ve öksüzlerin toplam sayısı 350 bin 82. 268 Bin çocuk babasız büyüyor.

Anne-babanın ayrı olması nedeniyle sosyal yetim olarak adlandırılan çocukların sayısı son iki yılda 265 bin 428 arttı. Yetim Vakfı Başkanı Mehmet Gülsatar, koronavirüsten hayatını kaybedenlerin yetim çocukları için de çalışma başlattıklarını açıkladı.

İSTANBUL

Yetim Vakfı, korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili farkındalığı artırmak için her yıl Ramazan ayının 15. günü olarak ilan edilen Dünya Yetimler Günü nedeniyle dünyadaki ve Türkiye’deki yetimler ile ilgili güncel verileri açıkladı. Korona virüs tedbirleri kapsamında online ortamda düzenlenen basın toplantısında konuşan Yetim Vakfı Başkanı Mehmet Gülsatar, salgın dönemlerinde de en büyük mağduriyeti kriz ve savaş bölgelerindeki çocuk ve kadınların yaşadığını belirterek korunmaya muhtaç çocuklar ve anneleri için özel koruma alanları oluşturulması çağrısı yaptı.

YETİMLER ANNELERİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ

Yetim Vakfı’nın sadece yetimler konusunda çalışan bir ihtisas vakfı olduğunu, eğitim ve psiko-sosyal destek çalışmaları yürüttüğünü ifade eden Gülsatar, vakıftaki tecrübelerinin yetim konusunun yetim annelerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini gösterdiğini kaydetti.  Gülsatar, şunları söyledi: ”Yetim konusu çok ağır bir konu. Bu nedenle bir ihtisas vakfı olarak hedefi çocukların tebessümü olan tüm vakıf ve derneklerle tecrübelerimizi paylaşmaya hazırız. Biz de halkımızı yetimler konusunda duyarlı olmaya ve destek vermeye davet ediyoruz. Yardım kurum ve kuruluşlarımız ise yardıma muhtaç insanların acil ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra sürdürülebilir ve kalkınma odaklı projelere önem vermelidir.”

AİLE BİRLEŞİMİNE ÖNEM VERİYORUZ

Yetim Vakfı’nın kurulduğu günden bu yana Suriye’de savaş ortamında ailesini kaybetmiş çok sayıda çocuğu ailesine kavuşturduğunu söyleyen Gülsatar, “Durumları Yetim Vakfı’na iletilen çocukların ailelerine kavuşturulması, varsa ailelerinin bulunması ve onlara ulaştırılması için özel çaba sarf ediyoruz. Bizim için en önemli hususlardan biri çocukların kendi habitatı içerisinde huzurlu bir şekilde büyümesi”  ifadelerini kullandı.  Başkan Gülsatar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle Ramazan’da vakıf olarak hayırseverlerin zekâtlarını, fitrelerini, sadakalarını yetimlere ulaştırıyoruz. Misafir ve kurum iftar sofralarını yetimlerin evinde kuruyoruz. 550 ailemize kumanya teslim ettik. 1000 yetim ailesine 1000 TL ulaştırıyoruz. Şu ana kadar 405 ailemizi sevindirdik.”

KORONA YETİMLERİNE ÖZEL ÇALIŞMA

Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşların ailelerinin de çalışma alanlarında bulunduğunu anlatan Gülsatar, “Şu ana kadar bize hayatını kaybeden vatandaşlarımızın geriye kalan eş ve çocuklarıyla ilgili acil bir ihtiyaç bildirilmedi. Genellikle vefat eden vatandaşlarımızın geriye kalan yakınları için akrabaları tarafından hızlıca bir sosyal dayanışma örneği gösteriliyor. Biz yine de özellikle sonraki dönemde geride kalan yetim çocuklar için eğitim ve psiko-sosyal desteklerde bulunabileceğimizi iletiyoruz. Ekiplerimiz ailelerin ve ihtiyaçlarının tespiti için çalışıyor” diye konuştu.

ANNE VE BABASI OLMAYAN 4 BİN 649 ÇOCUK VAR

Yetim Vakfı Başkan Vekili Avukat Hüsamettin Orhan da vakıf tarafından Türkiye ve Dünyadaki yetim çocukların sorunları ve çözüm önerileriyle ilgili olarak hazırlanan 2019 Yetim Raporu ile yetim ve korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili güncel verileri açıkladı. Orhan, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre Türkiye’de toplam 22 milyon 876 bin 798 çocuktan 268 bin 843’ünün yetim, 81 bin 239’nun ise öksüz olduğunu, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 649 olduğunu kaydetti.

SOSYAL YETİMLERİN SAYISI 265 BİN 428 ARTTI

Orhan, vakıf olarak parçalanmış ailelerin çocukları ile korunmaya muhtaç yetim çocuklarla aynı sosyal şartlarda büyüyen çocukları ifade eden sosyal yetim kavramını önemsediklerini ifade etti. Orhan, “Anne ve babası hayatta olmasına rağmen parçalanmış aileler sebebiyle zor koşullarda yaşam mücadelesi veren çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Son iki yılda boşanmalar sebebiyle 265 bin 428 çocuk anne ya da babasından ayrıldı. Türkiye’de 17 yaş altı 720 bin çocuğumuz çalışıyor. 5-11 yaş arası 31 Bin çocuğumuz sosyal yetimlik nedeniyle çalışmak zorunda kalıyor.” şeklinde konuştu. 

RAPORDAN RAKAMLAR:

HER 100 EVDEN 2’SİNDE ANNE, 7‘SİNDE BABA YOK

-UNİCEF’İN Mayıs 2020 verilerine göre 2019 yılı sonunda şiddet ve çatışma nedeniyle ülke içinde yerinden edilenlerde yaşayan yaklaşık 46 milyon kişinin yaklaşık yüzde 42'si çocuktu. Son 10 yıl içinde bu rakam 25 milyondan 46 milyona çıktı.

-Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne göre 2020 yılı Ocak ayı itibariye ülkemizde bulunan 3 milyon 583 bin 584 Suriyeli mültecinin 1 milyon 680 bin 214’ü çocuklardan oluşuyor.

-Türkiye’deki Suriyeli yetim çocuk sayısına ilişkin sağlıklı veri bulunmuyor. Saha çalışmalarına göre bu rakamın 300 Binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

-Türkiye’de babası vefat etmiş erkek çocuk sayısı 137 bin 733, kız çocuk sayısı ise 131 bin 110.

-Türkiye’deki her 1000 çocuktan 15’nin anne ya da babası yok.

-Türkiye’deki hanelerden yüzde 9,2'sini tek ebeveyn ve çocuklar oluşturuyor. Toplam hanelerin yüzde 2,0'ını baba ve çocukları, yüzde 7,2'sini ise anne ve çocukları oluşturuyor.

YETİM VAKFI HAKKINDA

Yetim Vakfı, yetimlerin sevgi ve şefkatten mahrum kalmadan yetişmesine katkı sunma gayesi ve bu alanda örnek olan bir ihtisas vakfı olma vizyonu ile 10 Haziran 2017 Dünya Yetimler Gününde İstanbul’da kapılarını açtı. Tüm çalışmalarında yetimlerin ve korunmaya muhtaç tüm çocukların temel ihtiyaçlarının yanında onların toplum içerisinde yerlerini bulmalarına hizmet edecek psiko-sosyal, akademik ve manevi gelişimlerine odaklanıyor. www.bagis.yetimvakfi.org.tr   

DÜNYA YETİM RAPORU

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ. 2

1. Korunma İhtiyacı Olan Çocuklar. 2

1.1. Yetim ve Öksüz Çocuklar. 2

1.2. Kayıp ve Buluntu Çocuklar. 3

1.3. Sosyal Yetimlik. 3

2. Yetimliğe Sebep Olan Faktörler. 5

2.1. Savaş. 5

2.2. Fakirlik. 6

2.3.  Tabii afetler. 6

2.4  Hastalık. 7

3. Yetimlerin Maruz Kaldığı Tehditler. 7

3.1 İnsan Kaçakçılığı 7

3.1.1. Organ Mafyası 7

3.1.2. Dilenci Mafyası 7

3.1.3. Fuhuş Mafyası 8

3.2. Misyonerlik faaliyetleri 8

3.3. Çocuk Askerliği 8

3.4. Çocuk İşçiliği 9

3.5. Çocuk Evliliği 9

3.6. Zorla Evlatlık Verilme. 9

3.7. Suça İtilme ve Madde Bağımlılığı 9

4. Dünyada Yetimler. 10

5. Ülkemizde Yetimler. 10

SONUÇ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ. 11

 

GİRİŞ

Dünyanın en hassas kitlesini hiç şüphesiz çocuklar oluşturmaktadır. Çocuk kavramı, pek çok alan tarafından farklı bakış açılarıyla tanımlanmıştır. Çocuğun toplumsal bir varlık olduğunu düşünen sosyologların, çocuğun biyolojik ve fizyolojik özelliklerini öne çıkaran hekimlerin,  çocukların ruh dünyasına odaklanan psikologların yaptıkları tanımlar,çocuğa yönelik bakış açılarına birer örnek teşkil etmektedir.[1] Bunun yanısıra, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi(20 Kasım 1989)uyarınca, çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılmaktadır.[2] Türk Dil Kurumu ise çocuk kavramını küçük yaştaki erkek veya kız olarak tanımlamaktadır.

Tarih boyunca aralıklarla meydana gelen siyasi, sosyal ve ahlaki yozlaşma, içinde bulunduğumuz çağda da kendini göstermektedir. 2011 yılından beri devam eden Suriye iç savaşı, Filistin coğrafyasının durumu, ABD’nin Afganistan ve Irak işgalleri, dünyadaki en yıkıcı ve çarpıcı olaylardan bazılarıdır. Tüm bu krizlerden en çok hasar gören kesim ise geleceğimizin inşasında bir yapı taşı niteliğinde olan ve yukarıda da bahsettiğimiz üzere pek çok bilim dalının üzerine yoğunlaştığı çocuklardır.

Çocukların hassas yapıları itibariyle ‘özel bakım’a ihtiyaç duymaları, onları maruz kaldıkları zorluklara karşı savunmasız bırakmaktadır. Bu zorluklara ebeveyn kaybının dâhil olduğu durumlarda ise söz konusu hassasiyet oranı daha da artmaktadır. Bu sebeple, azımsanmayacak sayıda çocuğun çeşitli sebeplerden dolayı ebeveynlerinden mahrum kalmaları sonucu; misyonerlik faaliyetleri, organ mafyası ve madde bağımlılığı gibi pek çok istismar çeşidine maruz bırakıldıklarını söylemek mümkündür. Tüm bu faktörlerin ise çocuğun gelişiminde fiziksel ve psikolojik sorunlara zemin hazırlaması da kaçınılmazdır.

1. Korunma İhtiyacı Olan Çocuklar

1.1. Yetim ve Öksüz Çocuklar

Yetim ve öksüz çocuk kavramları, çeşitli tanımlamalarla ele alınsa da; her iki ifadenin temelinde “çocuğun ebeveyn kaybı yaşamış olması” anlamı yatmaktadır. Sözlükte “yalnız olmak, tek başına kalmak” anlamındaki yütm kökünden türeyen yetîm kelimesi çeşitli nesnelerin tekliğini ifade etmektedir.[3] İslam fıkhında ise, ergenlik yaşına gelmeden babasını kaybeden erkek ya da kız, zengin ya da fakir çocuklara yetim denir.[4] Çocuğun nafakasını temin etme, haklarını koruma ve onu yetiştirmede babanın daha çok rolü bulunduğundan, yetimlik özellikle babanın yokluğuna bağlanmıştır.[5] Öksüz kelimesi ise eski Türkçede “anne” karşılığı kullanılan “ög” sözcüğünden türeyerek, g/k ses değişimi ile sonuna yokluk eki alarak öksüz halini almıştır.[6] Bu sebeple annesini kaybeden çocuk için öksüz ifadesi kullanılmaktadır. Arapçada ise annesini kaybeden çocuk için aciyy, hem annesini hem babasını kaybeden çocuk için latîm kelimeleri kullanılsa da, gerek konuşma dilinde gerekse yazılı metinlerde, yetim kavramı bütün bu durumları ifade etmek üzere kullanılabilmektedir.[7] Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)’in tanımına göre ise yetim (orphan) kavramı, ölüm sebebiyle anne ve babasından birini veya her ikisini kaybeden 18 yaşın altındaki çocuğu ifade etmektedir.[8]

1.2. Kayıp ve Buluntu Çocuklar

Kayıp çocuk kavramı için genel tanımlamalar yapılmış ve dünyanın birçok bölgesinde bu tanımlar kullanılmıştır. Örneğin; Kanada, Yunanistan, Hindistan ve Güney Kore’ye göre Kayıp Çocuk (Missing Child), ebeveynleri veya yasal temsilcileri tarafından nerede olduğu bilinmeyen çocuk olarak tanımlanmıştır.[9] Ülkemizde ise farklı kurumlarca genel olarak kabul gören kayıp çocuk tanımı, “18 yaş altı çocukların ailesinin bilgisi dışında herhangi bir nedenle evden uzaklaşması, kaçması ya da kaçırılması ve bu nedenlerden dolayı risk altında olması”dır. Benzer olarak, Sosyal Hizmet Kurumlarından izinsiz ayrılan veya izinli ayrıldığı halde yasal süresi sonunda kuruluşa geri dönmeyen çocuklar da kayıp olarak kabul edilmektedir.[10]

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kayıp çocuk ve buluntu çocuk kavramlarını ayrı olarak ele almaktadır. Kayıp (Bulunan) çocuk bilgisi, hakkında resmi olarak kayıp müracaatı yapılan ve güvenlik birimleri/vatandaş tarafından bulunarak güvenlik birimlerine getirilen çocukları; buluntu çocuk bilgisi, hakkında resmi olarak kayıp müracaatı olmayan ve güvenlik birimleri/vatandaş tarafından bulunarak güvenlik birimlerine getirilen çocukları kapsamaktadır. Bu tanımlardan hareketle, 2017 yılı Bulunan çocuk sayısı 11.563 Buluntu çocuk sayısı buluntu çocuk sayısı 512 Terk edilmiş çocuk sayısı 261 olarak kaydedilmiştir.[11]

Dünyada her yıl 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı ve bunun yarısının da kız çocuğu olduğu tahmin edilmektedir. 90 milyon çocuğun sokakta yaşadığı günümüz dünyasında, milyar dolarlık ticaret olarak da kabul edilen çocuk ticaretinin en önemli kaynağının, bazı Afrika, Balkanlar ve Güneydoğu Asya ülkeleri olduğu belirtilmektedir.[12]

Ülkemizdeki istatistikleri ele aldığımızda ise 1 Ocak 2006 ile 12 Nisan 2010 tarihleri arasında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne kayıp olarak ihbar edilen çocuk kayıtlarının incelenmesi sonucu, bu süre içinde toplam 29.223 kayıp çocuk müracaatı olduğu, bunlardan 27.741 çocuğun daha sonradan bulunduğu saptanmıştır. Kayıp müracaatı olan çocukların %67,1’i 15-19 yaş, %28,8’i 10-14 yaş ve %4,1’i ise 0-9 yaş aralığındadır.[13]

1.3. Sosyal Yetimlik

Yukarıdaki tanımlamalarda anne veya babasını kaybeden çocuklar ile kayıp çocuklar başlığı incelenmiş olup, bunun yanında dördüncü başlık olarak da sosyal yetimliği inceleyebiliriz. Sosyal yetimlik ile ilgili farklı tanımlamalar yer alsa da esasında aynı hedef kitlesini işaret etmektedir. Yetim Vakfı, Vakıf Senedinde hizmet kitlelerini belirlerken yetimleri, öksüzleri, yetim annelerini ve dördüncü başlık olarak sosyal yetimleri belirlemiş ve vakıf senedinde de sosyal yetimliğin tanımını yapılmıştır. Buna göre, anne ve babası hayatta olduğu halde onların şefkatinden mahrum yetişen çocuklar “Sosyal Yetimlik” tanımına girmektedir.

Bu tanımlamayı esas alırken toplumsal bir soruna da vurgu yapılmıştır. Ne yazık ki aile içerisinde çocuk ile ebeveyn arasındaki iletişim kopukluğu ve verimli geçirilmeyen vakitler sonucunda, çocuklar fiziksel ve psikolojik gelişimini tamamlayamamaktadır. Bu durum çocuklarımızı dezavantajlı duruma düşürmekte olup bu çocuklarımız sosyal yetim tanımına dahil olmaktadır. Bu sayıdaki artış oranı ne yazık ki yetim sayısının üzerinde seyretmektedir.

Sosyal yetimliğin temeli sadece ebeveyn ile çocuk arasındaki iradi iletişimsizliğe dayanmamakta olup anne yahut babası sağ olmasına rağmen onlarla görüşemeyen çocuklar da bu kapsamda değerlendirilebilir. Örneğin, Suriye iç savaşında binlerce çocuğumuzun ebeveynleri cezaevlerinde yahut hücrelerde yer almakta ve çocukları ile iletişim kuramamaktadır. Bu çocuklarımız yukarıda yer alan yetim yahut öksüz tanımına girmeyeceği için vakfımız bu çocuklara da sosyal yetim tanım altında hizmet vermektedir.

2. Yetimliğe Sebep Olan Faktörler

2.1. Savaş

Dünya üzerinde meydana gelen en şiddetli kriz, ardında önemli ölçüde maddi ve manevi hasar bırakan savaş durumlarıdır. Bu hasar her ne kadar toplumun tamamına etki etse de meydana gelen sivil kayıpların önemli bir kısmını çocuklar oluşturmaktadır.2011 yılından beri Suriye’de yaşanan acı kayıplar ve giderek artan bilançosu, bugün çarpıcı bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. 2018 yılı sonunda, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de yedi yıllık savaş sonucunda yarım milyondan fazla insanın öldürüldüğü belirtilmiştir.[14]

UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore tarafından yapılan açıklamaya göre, Suriye’de yalnızca 2018’deki çatışmalar nedeniyle 1.106 çocuk hayatını kaybetmiş ve bu sayı savaşın başlamasından bu yana bir yıl içinde ölen çocuklar açısından BM tarafından kaydedilen en yüksek resmi sayı olmuştur. Gerçek sayının ise bunun çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.[15]

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)’nin yayımladığı Küresel Eğilimler Raporu’na göre, 2018 sonu itibariyle dünya genelinde 70,8 milyon kişi zorla yerinden edilmiştir. Bu rakamın 25,9 milyonunu ülkelerinde yaşanan zulüm, çatışma, şiddet veya insan hakları ihlalleri sebebiyle evlerini terk eden mülteciler oluşturmaktadır.[i] Ayrıca 25,9 milyonun yarısına yakınını çocukların oluşturduğu bildirilmektedir.[16]

Meydana gelen bu savaşlar sonucunda çocukların büyük bir kısmı ebeveynlerini kaybetmektedirler. Bu durumun çocuklar üzerinde bıraktığı psikolojik tahribatlar ise çoğu kez hafızalardan silinememektedir. Dünyanın farklı ülkelerine yayılmış olan 5,6 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin yaklaşık %45’ini çocuklar oluşturmaktadır.[17] 700 bin civarında Suriyeli çocuğun ise yetim kaldığı tahmin edilmektedir.

UNİCEF’in raporuna göre 2019 yılında çatışma ve şiddet nedeniyle kendi ülkesinde yerlerinden edilen çocukların sayısı şimdiye dek görülmemiş bir düzeye ulaşarak 19 milyon olmuştur. Çatışma nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş çocukların en fazla sayısı Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Sahra altı Afrika'da bulunmaktadır. Ülke içinde yerinden olmuş kişiler iki bölgede yoğunlaşmaktadır (Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Batı ve Orta Afrika). MENA bölgesi, 2019 yılı sonunda çatışma ve şiddet nedeniyle 12 milyondan fazla evini kaybetmiştir. Hemen hemen hepsi sadece üç ülkede (Suriye, Yemen ve Irak) yaşamıştır ve yaklaşık 5 milyon çocuktur. Sahra-altı Afrika, çatışma ve şiddet nedeniyle 19 milyon ÜİYOK daha barındırmaktadır. Ülke içinde yerinden edilmiş 10 kişiden yaklaşık 4'ü bölgede yaşamakta ve bunların yarısı çocuklardan oluşmaktadır. Bölgede, Doğu ve Güney Afrika'da 4 milyon yerinden edilmiş çocuk, Batı ve Orta Afrika'da ise 5,4 milyon daha yaşamaktadır. 2019'da çatışma ve şiddet nedeniyle ülke içinde yerinden olmuş dört kişiden biri - 6,5 milyon kişi - sadece Suriye Arap Cumhuriyeti'nde yaşıyordu. Buna 2,4 milyon çocuk dahildir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (2,9 milyon) ve Yemen (1,7 milyon) ile birlikte bu üç ülke, çatışma ve şiddet nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş tüm çocukların üçte birinde (%36) bir paya sahip. Rapora göre, 2019 yılında 12 milyon çocuk yerlerinden edildi; bunların 3,8 milyonu çatışma ve şiddet, 8,2 milyonu ise çoğunlukla sel ve fırtına gibi felaketler yüzünden göç etmiştir. Suriye, 2019'da yaklaşık 1,9 milyon IDP ile çatışmayla ilgili en yeni yer değiştirmelere sahip ülke olmuştur. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (1,7 milyon) ve Etiyopya'da (1 milyon) başka çok sayıda yeni deplasman gözlemlendi. Toplamda, Sahra altı Afrika 2019'da çatışma ve şiddet nedeniyle 8,6 milyon yeni yer değiştirme görmüştür.[18]

Yüz yılı aşkın süredir devam eden Filistin topraklarının işgali de çok sayıda sivilin ölümüne yol açmış ve geride birçok yetim bırakmıştır. Yalnızca 2014’te Gazze’de meydana gelen çatışmada 551 çocuk ile 299 kadın hayatını kaybetmiş ve 1.500'den fazla çocuk ise yetim kalmıştır.[19]

2.2. Fakirlik

Fakirlik, yetimliğe sebep olan öncelikli faktörlerdendir. Dünya üzerinde yeme-içme ve barınma gibi birincil ihtiyaçlarını karşılayamayan toplumlarda, yetersiz veya sağlıksız beslenme gibi sebeplerle ölümler meydana gelebilmektedir. Uluslararası toplumun, 2030 yılı itibariyle açlığı sona erdirmeyi, gıda güvenliğini sağlamayı ve daha iyi beslenmeyi hedeflemesine rağmen, dünya genelinde dokuz kişiden biri hala yeterli yiyeceğe sahip değildir.[20]

Dünya Bankası tarafından yapılan açıklamaya göre, aşırı yoksulluğu azaltma konusunda elde edilen önemli ölçüdeki ilerlemeye rağmen, düşük gelirli ülkeler ile çatışma ve siyasi karışıklığın bulunduğu ülkelerde bu durum yüksek oranlarda seyretmektedir. 1990'dan 2015'e kadar geçen 25 yılda %36'dan %10'a düşen aşırı yoksulluk oranı, 2013’ten 2015’e kadar geçen 2 yılda yalnızca bir puanlık düşüş göstermiştir (%11-%10). Bu durumu etkileyen temel sebep ise Sahra altı Afrika bölgesinde yoksulluğun artarak devam etmesidir. 2015 yılında Sahra Altı Afrika bölgesinde, dünyanın geri kalanından daha aşırı bir yoksulluk yaşanmıştır. 2030'a kadar ise, en iyimser senaryoların dışında, yoksulluğun bu bölgede çift haneli rakamlarda kalacağı belirtilmiştir.[21]

2016 yılında Dünya Bankası Grubu ile UNICEF'in ortaklaşa yaptığı açıklamada ise, dünyada yaklaşık 385 milyon çocuğun aşırı yoksulluk içinde yaşadığı belirtilmiştir.[22] Tüm bu veriler, dünyada fakirliğin hala önemli bir sorun olduğunu, bu sebeple ebeveyn kaybı yaşayan çocukların da ölüm riski ile karşı karşıya kaldığını göstermektedir.

2.3. Tabii afetler

Deprem, kasırga, kuraklık ve heyelan gibi tabii afetler, toplumları derinden etkileyerek, çok büyük maddi ve manevi kayıplara sebep olabilmektedir.
Örneğin Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (UNISDR)’nin yayımladığı rapora göre,1995-2015 yılları arasında yaşanan su baskınları, hava durumuna bağlı yaşanan tüm afetlerin %47'sini oluştururken, çoğunluğu (%95) Asya'da yaşayan 2,3 milyar kişinin hayatını etkilemiş ve 157.000 kişinin de ölümüne sebep olmuştur. En ölümcül sonuçları beraberinde getiren fırtınalar sonucunda, 242,000 kişi hayatını kaybetmiş ve bu rakam, küresel hava olaylarına bağlı olarak meydana gelen ölümlerin %40'ını oluşturmuştur. Yaşanan bu kayıpların % 89'u ise düşük gelirli ülkelerde meydana gelmiştir. Kuraklığın en çok etkili olduğu Afrika bölgesi ise, ayrıca yaşanan fakirlik ile birlikte önemli ölçüde can kayıplarına sebep olmaktadır.[23]

Tabii afetlerin yaşandığı, aynı zamanda hayat standartlarının da iyi düzeyde olmadığı bölgelerde meydana gelen bu tür afetler sonucunda, can kayıpları çok ciddi boyutlara ulaşabilmekte ve pek çok çocuk yetim kalabilmektedir.

2.4 Hastalık

Sıtma, alt solunum yolu enfeksiyonları ve AIDS gibi birçok yaygın hastalık, dünyada yetimliğe sebep olan etkenlerden biri olarak karşımızda durmaktadır. Dünya üzerinde özellikle Afrika bölgesi gibi kurak coğrafyalarda, hastalıkların ana sebebi temiz suya erişim sorunudur.

Temiz suya erişim, toplumda sağlığın iyileşmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Bunun yanında, bulaşıcı hastalıkların önlenmesine de yardımcı olmaktadır. Bu tür bulaşıcı hastalıklar yüzünden anne ve/veya babasını kaybeden çocuklar, aslında aynı sebeplerden dolayı ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bugün, dünyada her 9 kişiden 1’i temiz suya erişim sağlayamamaktadır. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişi, su ve hijyen kaynaklı hastalıklardan dolayı yaşamını yitirirken, her 2 dakikada bir çocuk yine aynı sebeplerden ötürü yaşama veda etmektedir.[24] Dünyada bulaşıcı hastalıklardan önemli bir tanesi olan AIDS ise her 14 saniyede bir çocuğun anne ya da babasını kaybetmesine sebep olmaktadır.[25]

3. Yetimlerin Maruz Kaldığı Tehditler

3.1 İnsan Kaçakçılığı

3.1.1. Organ Mafyası

İllegal örgütler tarafından gerçekleştirildiği için sağlıklı veriler elde edilememesine rağmen, 1997-2007 yılları arasında en az bir milyon çocuğun organ nakli için kaçırıldığı ve öldürüldüğü tahmin edilmektedir.[26]

3.1.2. Dilenci Mafyası

Yetim çocukların maruz kaldığı tehditlerden önemli bir tanesi de dilenci mafyaları tarafından çalıştırılmaktır. Örneğin Zimbabve’de dilencilerin büyük çoğunluğunun (%66,4) sokak çocuğu olduğunun saptanması[27], bu duruma örnek teşkil eden olaylardan yalnızca bir tanesidir.

3.1.3. Fuhuş Mafyası

İllegal örgütler tarafından gerçekleştirildiği için sağlıklı veriler elde edilememektedir.

3.2. Misyonerlik faaliyetleri

Dünya üzerinde bulunan misyoner örgütlerin öncelikli hedefi, savunmasız bir konumda olan yetim çocuklar olmuştur. Misyoner “görevli kişi” anlamına gelmektedir. Misyonerler, “Hristiyanların Müslüman olmasını engellemek, Müslüman olan Hristiyanları tekrar Hristiyan yapmak, İslam’a karşı Hristiyanlık esaslarını savunmak, İslam’ın esasları üzerinde tartışmalar üretmek, İslam’ın ‘zayıf’ yönlerini öğretmek, Müslümanlar arasında İslam’a dayanan kurallar yönünden fitne çıkarmak” amacı ile faaliyet yürütmektedirler.[28] Haiti’de 2010 yılında meydana gelen deprem felaketi sırasında, yaşları 2 aylıkla 12 arasında değişen 33 çocuğun, misyonerler tarafından kaçırılırken, Dominik Cumhuriyeti sınırında yakalanması[29] bu duruma örnek olaylardan yalnızca bir tanesidir.

3.3. Çocuk Askerliği

Çocuk askerliği, yetim ve kimsesiz çocukların maruz kaldığı tehditlerden bir tanesidir. Bugün 18 yaşın altındaki 250.000 kız ve erkek çocuğun, dünya çapında 30'dan fazla çatışma bölgesinde silahlı çatışmalarda yer aldığı tahmin edilmektedir. Orta Afrika bölgesinde (Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Sudan) binlerce çocuğun askeri birliklere alındığı saptanmıştır.[30] 2017 yılında ise, 2015 yılına göre üç kat daha fazla çocuk silahlı çatışmalara çekildiği belirtilmiştir.[31] Yine 2017 yılında Güney Sudan'da en az 19.000 çocuğun çatışmalara katıldığı tahmin edilmektedir.[32]

3.4. Çocuk İşçiliği

Anne ve/veya babalarının yokluğunda, içinde bulunulan yoksulluk sebebiyle, çocuklar evlerini geçindirme adına büyük bir yükün altına girmek zorunda kalabilmektedirler. Çocuklar, çalışmak için erken yaşta olduklarında veya fiziksel, zihinsel, sosyal veya eğitimsel gelişimlerini riske atabilecek tehlikeli faaliyetlerde bulundukları zaman çocuk işçi olarak sınıflandırılmaktadır. Çocuk işçiliği Sahra altı Afrika'da en yüksek seviyelerde seyretmekte olup, en az gelişmiş ülkelerde, yaklaşık dört çocuktan biri (5-17 yaş arası) sağlıklarına ve gelişimlerine zarar verebilecek işçilikle uğraşmaktadır.[33]

3.5. Çocuk Evliliği

Dünyada çocuk evliliği, Sahra altı Afrika bölgesinde ve Güney Asya bölgesinde en yüksek seviyelerde seyretmektedir. Sahra Altı Afrika'da her 10 çocuktan 4'ü, Güney Asya'da ise her 10 çocuktan 3'ü 18 yaşından önce evlenmiştir.[34]  Özellikle Suriye iç savaşı sebebiyle, bölgede çocuk evliliğinin 13 yaşa kadar düştüğü gözlemlenmektedir.

3.6. Zorla Evlatlık Verilme

Ebeveyn kaybı sebebiyle büyük bir travma yaşamış olan çocukların, zorla evlatlık olarak verilmesi ruh sağlıklarını olumsuz yönde tetikleyen bir diğer faktördür. Genellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden gayri meşru yollar izlenerek kaçırılıp, ailelere zorla evlatlık olarak verilen savunmasız çocuklar hakkında sağlıklı veriler elde edilememektedir.

3.7. Suça İtilme ve Madde Bağımlılığı

Dünyada pek çok sebepten ötürü yetim ve/veya öksüz kalan çocukların bir kısmı, maalesef sığınacak bir yuvaya sahip olamayıp, yaşamlarını sokaklarda sürdürmek zorunda kalabilmektedir. Yaşadıkları travmaların yanı sıra, kimsesiz bir şekilde hayata tutunmak mecburiyetinde kalan bu çocuklar, özellikle sokaklarda çeşitli suçlara itilebilmekte ve madde bağımlısı olabilmektedir.

4. Dünyada Yetimler

Dünyada meydana gelen krizlerden şüphesiz en çok zarar gören kesim çocuklardır. 7,6 milyarı aşan dünya nüfusunun[35], 2,2 milyarını oluşturan çocukların[36] önemli bir kısmı, yaşanan savaş, doğal afet, kronik hastalıklar gibi sebeplerle yetim kalma durumuyla karşılaşmaktadır. Birleşmiş Milletler (BM) 2015 yılı verilerine göre; 61 milyon Asya'da, 52 milyon Afrika'da, 10 milyon Latin Amerika ve Karayip'te, 7,3 milyon Doğu Avrupa ve Orta Asya'da olmak üzere, dünyada yaklaşık 140 milyon yetim çocuk bulunmaktadır. Bu rakamın içerisinde hem annesini hem babasını kaybetmiş çocuk sayısının ise 15,1 milyon olduğu belirtilmektedir.[37] Bu verilere göre, dünyadaki yetimlerin önemli bir kısmının az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı anlaşılmaktadır. Dünyanın en fazla yetim çocuk nüfusuna sahip olan Asya ve Afrika kıtasındaki yetimler; çoğu zaman açlıkla, cinsel istismarla, hastalıkla ve hatta ölümle karşı karşıya kalmaktadır.[38] Bunun yanı sıra, sağlıklı veri alınamayan Çin, Brezilya, Rusya ve bazı Afrika ülkeleri de hesaba katıldığında, dünya yetim sayısının 400 milyon civarında seyrettiği tahmin edilmektedir.

5. Ülkemizde Yetimler

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ten yapılan açıklamaya göre 2019 yıl sonu itibariyle, Türkiye nüfusu 83 milyon 154 bin 997’ye ulaşmıştır. 22 milyon 876 bin 798'i çocuklardan oluşan[39] bu rakamın içinde babası vefat etmiş çocuk sayısı 268 bin 843, annesi vefat etmiş çocuk sayısı 81 bin 239, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısı ise 4 bin 649’dur. Cinsiyete göre incelendiğinde; babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 137 bin 733, kız çocuk sayısının 131 bin 110, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 41 bin 400, kız çocuk sayısının 39 bin 839, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 394, kız çocuk sayısının 2 bin 255 olduğu görülmüştür.[40]

Türkiye’de 5-17 yaş grubunda 720 bin çocuk halen evine destek olmak amacıyla çalışmaktadır. 2019 sonuçlarına göre; 5-17 yaş grubunda çalışan toplam çocuk sayısı 720 bindir. Çalışan çocukların %79,7'sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken %15,9'unu ise 12-14 yaş grubundakilerden meydana getirmektedir.  Çalışan çocukların %4,4'üne karşılık gelen 5-11 yaş grubundaki 31 bin çocuğumuz da çalışmaya devam etmektedir. Çalışan çocukların %70,6'sını erkek çocuklar oluştururken, %29,4'ünü ise kız çocukları oluşturmaktadır. Çalışan çocukların %65,7'si aynı zamanda eğitime devam etmektedir. Çalışan çocuklar yaş gruplarına göre incelendiğinde; 5-14 yaş grubundaki çalışan çocukların %71,9'unun, 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise yüzde 64,1'inin aynı zamanda eğitime devam ettiği görülmektedir. Çalışan çocukların yüzde 34,3'ü eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalan çocuklardan oluşmaktadır. [41] Bu tablo Yetim Vakfı olarak çalışma alanımızda yer alan Sosyal Yetimlik kavramının önemine dikkat çekmektedir. Binlerce çocuğumuz anne-babası hayatta veya babasından biri yanında olduğu halde ebeveynleri hayatta olmayan çocuklarla aynı şartlarda yaşam mücadelesi vermeye devam etmektedir. 

Boşanma davaları sonucu Türkiye’de son iki yılda 265 bin 428 çocuk anne ya da basından uzakta yaşamak zorunda kalmıştır. 2019 Boşanma istatistiklerine göre; 2018 yılında boşanan çiftlerin sayısı 143 bin 573 iken 2019 yılında 155 bin 47 olmuştur. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2018 yılında 125 bin 768 çocuk velayete verilirken 2019 yılında 139 bin 660 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin yüzde 76,0'ının anneye, yüzde 24,0'ının ise babaya verilmiştir.[42] Zorunlu şartlar sebebiyle yaşanan ayrılıkların en önemli mağduriyetini çocukların yaşarken bu ekonomik anlamda geliri bulunmayan anne ya da babanın yanında yaşamak zorunda kalan çocuklar için daha da sıkıntılı bir hayat mücadelesini beraberinde getirmektedir.

Yetim Vakfı tüm çocukların bir aile yuvası içerisinde yaşadığı bir dünya idealiyle çalışırken çocukların en yüksek refah seviyesine sadece aile ortamında ulaşabileceğinin altını çizmektedir.  Araştırmalar bireylerin de en büyük mutluluk kaynağının aile olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun yaşam memnuniyeti araştırmasına göre 18 ve üzeri yaştaki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı 2019 yılında yüzde 74,1’dir. Erkeklerin yüzde 79,5'i kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini ifade ederken, bu oranın kadınlar için yüzde 68,8 olduğu görülmüştür. Kendilerini en fazla çocuklarının mutlu ettiğini belirten erkeklerin oranı yüzde 7,4 iken kadınların oranı ise yüzde 18,1’dir.[43]

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre; 2019 yılında Türkiye genelinde mevcut koruyucu aile sayısı 5 bin 967 olmuştur. Koruyucu aile sayısı illere göre incelendiğinde; en fazla koruyucu ailenin 623 aile ile İstanbul'da olduğu görülmüştür. İstanbul'u 381 aile ile Ankara, 368 aile ile İzmir, 251 aile ile Kayseri ve 203 aile ile Kocaeli illeri takip etmiştir. Koruyucu aile yanındaki çocuk sayısı ise 2019 yılında 7 bin 259’dur.[44]

Türkiye'de 2019 yılında toplam hane halklarının yüzde 9,2'sini tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hane halkları oluşturmuştur. Daha detaylı incelendiğinde; toplam hane halklarının yüzde 2,0'ını baba ve çocuklardan oluşan hane halkları, yüzde 7,2'sini ise anne ve çocuklardan oluşan hane halklarının oluşturduğu görülmüştür.[45]

Dünya üzerinde ise Türkiye, yaşanan savaş ve çatışma sebebiyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerin en fazla göç ettiği ülke konumundadır.[46] İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 2020 yılı Ocak ayı itibariye ülkemizde bulunan 3.583.584 Suriyeli mültecinin, 1.680.214’ü çocuklardan oluşmaktadır.[47] Suriye’de yaşanan savaşın, ardında 700 bin Suriyeli çocuğu yetim bıraktığı tahmin edilse de, Türkiye’deki Suriyeli yetim çocuk sayısına ilişkin sağlıklı veri elde edilememiştir.

SONUÇ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Anayasanın 41. Maddesi; aile birliğini korumak, huzur ve refahını sağlamak için gereken tedbirleri almak konusunda devlete sorumluluk yüklemiştir. Devlet, aile birliğinin korunması için aileyi destekleyici kararları almak zorundadır. Artan boşanmalarla aileler parçalanmaktadır.  Bu sebeple evlilik birliğinin başlangıcından itibaren ailelerimize aile danışmanlığı hizmeti verilerek toplumun temel direği olan aile yapısının güçlü tutulması elzemdir. Bu hizmet kapsamında eşler arasında yahut ebeveynlerle çocuklar arasında sağlıklı bir iletişimin kurulması ve muhafazası için de danışmanlık hizmeti devamlı olarak verilmelidir.  Zira bu alanda verilecek olan hizmet ile boşanmaların sayısı azaltılabilir. Bununla birlikte aile danışmanlığı hizmeti sağlıklı bireyler yetişmesini artıracağı için toplumdaki suç oranlarının da azalmasına sebep olup toplumsal barış ve huzurun artmasına vesile olacaktır.  Ailenin korunması için bu önleyici hizmetin verilememesi durumunda ise koruyucu hizmet olarak ticari davalarda arabuluculuğu ön şart koşan devletin, boşanma davaları öncesi aile danışmanlarına müracaatı da ön şart kabul etmesi doğru olacaktır.

**Boşanma sonrasının en büyük mağdurları çocuklar olup, mahkeme kararı ile hüküm altına alınan nafakaların anne ve babalar tarafından ödenmediği takdirde, devletin nafaka konusunda garantör olması yoluyla çocukların mağduriyeti giderilmelidir.  

**Vakfımızın yaptığı araştırmalarda, yetim annelerinin büyük bir bölümü, psikolojik tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir.  Aynı şekilde yetim annelerinin en büyük sorunu babasız büyüyen çocukların eğitim ve terbiyesinde annenin yetersiz kalmasıdır. Bu konuda devlet ve sivil toplum kuruluşlarının anneye gerekli psikososyal desteği vermesi için merkezler kurmalı ve kurulan merkezlere destek sağlanmalıdır.

**Vakfımızın yaptığı araştırmalarda yetim ailelerinin büyük bölümünün akrabalar tarafından desteklendiği tespit edilmiştir. Yetim çocukların büyük bir bölümü akraba desteğini arkasına almaktadır. Akrabalar tarafından desteklenmeyen yetim ailelerinin ise vahim sorunlarla baş etmek zorunda kaldıkları görülmüştür. Bu yönüyle yapılacak sosyal inceleme raporlarında, ailenin akrabalık ilişkileri ön plana alınarak araştırılmalı ve çocuğun akrabalarının yanında kalabilmesi için gerekli maddi ve sosyal destek verilmelidir. Medeni kanunda belirtilen velayet ve vesayet ile ilgili düzenlemelerin titizlikle uygulanması gerekmektedir.

**Uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü için çalışmaların sosyal çalışma görevlileri gözetiminde yapılması fayda sağlayacaktır. Bütün araştırmaların sonucunda en uygun yöntem çocuğun ailesinin yanında bakımının sağlanmasıdır. Aile veya çevresel ihmal ve istismara uğrayan çocuklar, 5395 sayılı yasa çerçevesinde koruma altına alınarak bakanlığa bağlı kurumlara yerleştirilmektedir. Çocuklar çevrenin istismarından kurtarılmak için doğasından uzaklaştırılarak kurum bakımına alınmaktadır. Bu sebeple sevgi evleri de dâhil bütün toplu bakım merkezlerinin en kısa sürede kapatılması esas alınmalıdır. Çocuğun ailenin yanında bakılmasının mümkün olmadığı durumlarda en yakınlardan başlayarak mahalle çevresine uzanan bir koruyucu aile sisteminin oluşturulması esas alınmalıdır.

**Sosyal hayata intibak etmekte zorlanan yetim ailelerinden her otuz yetim ailesine rehberlik ve danışmanlık maksadıyla bir sosyal çalışma görevlisi tayin edilmelidir.

**Günümüzde çocuk ve kadın ticareti şeklinde cereyan eden insan kaçakçılığı, insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında ele alınmalı ve bu çetelerin global olarak takibinin yapılacağı uluslararası bir güvenlik sistemi oluşturulmalıdır. 

**Çocukların kaçırılarak evlatlık verilmesi, bu işlemin para karşılığı yapılması ve ticari sektör haline getirilmesini önlemek için uluslararası örgütlerin önleyici ve koruyucu tedbir alması gerekmektedir. Devletler, bu eylemi insan kaçakçılığı kapsamında değerlendirmeli ve buna bağlı caydırıcı yasal düzenlemeler yapmalıdır.

**Çocuk dilenciliğinin önüne geçilmelidir. Türkiye’de çocuk dilenciliği için daha çok Kabahatler Kanuna göre sembolik para cezası uygulanmaktadır. Bu konuda Türk Ceza Kanunun 229. Maddesinde yer alan yaptırımlar artırılmalı ve cezalar ertelenmemelidir.

*Hâlihazırda suç şebekeleri tarafından istismar edilen, çalıştırılan veya asker olarak kullanılan çocukların bir an önce kurtarılıp ailelerine teslimi sağlanmalıdır. Bu çocukların rehabilitasyonu için gerekli adımlar atılmalıdır.

**Yoksullukla mücadeleye hiçbir çıkar gözetmeksizin bütün devletler müdahil olmalıdır. Afrika ülkelerinde suya ulaşma ve tarım teknikleri konusunda halk eğitilmeli ve halkın kendisinin bu sorunun üstesinden gelmesi sağlanmalıdır. Bunun için uygulamaya yönelik olarak tarım okulları ve balıkçılık okulları açılmalıdır.

**Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından hazırlanan ve üye devletler tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesindeki çocuklarımızın temel hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından devletlerin etkin düzenlemeler yapması ve hak ihlallerine karşı çocukların korunmasını sağlamalıdır. Ayrıca çocuklarımızın haklarının korunması sadece mensubiyetinde bulundukları devlete bırakılmamalı, uluslararası örgütler çocuk haklarının korunması konusunda daha aktif rol almalıdır.  Çocuk hakları bildirisi ile tanımlanan hakların korunması, sadece mensubu bulunduğu devlete bırakılırsa kendi devleti tarafından da bu haklar ihlal edilebilir ve çocuklarımız savunmasız kalabilir.  Zira Ege Denizinde cansız bedeni kıyılarımıza vuran Aylan bebeğin ve binlerce çocuğumuzun yaşama hakkı kendi devletleri tarafından ihlal edilegelmekte olup, ne yazık ki çocuklarımızın yaşam mücadeleleri hazin sonuçlar doğurmaktadır.

SON NOTLAR


[i]“Mülteci”, “Sığınmacı” ve “Ülkesi içinde yerinden edilmiş kişi” gibi ifadeler arasında karışıklığa yol açılmaması adına,UNHCR’nin bu kavramlar için yaptığı tanımlamalar aşağıdaki gibidir:

UNHCR, zorla yerinden edilen kişileri tanımlamak için “göçmen” terimini kullanmamaktadır.

Mülteci: Ülkesinden kaçmış ve geri döndüğü takdirde şiddet ve zulüm riskiyle karşılaşabileceği için “uluslararası korumaya” ihtiyaç duyan kişidir. Bu terim, savaşlardan kaçan insanları da kapsamaktadır. Terimin kökleri, 1951 Mülteci Sözleşmesi, 1967 Protokolü ve 1969 tarihli Afrika’daki Mülteci Sorunlarının Özel Yönlerini Düzenleyen Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası yasal çerçevede bulunmaktadır. Bireysel olarak başvurarak mülteci statüsü alınabileceği gibi büyük akınlar olması durumunda varışta mülteci olarak da statü alınabilir. Mülteciler, gönüllü olmadığı takdirde, kesin bir suretle ülkelerine geri gönderilemezler.

Sığınmacı: Bireysel olarak mülteci statüsüne başvurmuş ve başvurusunun sonucunu bekleyen kişi. Sığınmacılara, başvuruları değerlendirilirken, ‘uluslararası koruma’ sağlanır ve mülteciler gibi gönüllü temelde olmadığı takdirde evlerine geri gönderilemezler.

Ülkesi içinde yerinden edilmiş kişi: Ülkeleri içinde yerinden edilen insanlar, kendi ülkeleri içinde başka bir yere kaçmak zorunda kalmış olan kişilerdir.

Vatansız insan: Herhangi bir ülkenin tabiiyetine sahip olmayan kişidir ve bu sebeple, insan haklarından ve vatandaşlığı olan insanların eriştiği hizmetlerden faydalanamazlar. Bir kişi aynı zamanda hem vatansız hem de mülteci olabilmektedir.

(15.5.2019 tarihinde https://www.unhcr.org/tr/19707-zorla-yerinden-edilen-insan-sayisi-2017de-68-milyonu-asti-multeciler-icin-kuresel-bir-anlasmanin-saglanmasi-kritik-onemde.html sitesinden erişim sağlanmıştır.)


[1]Mehmet Sağlam ve Neriman Aral. “Tarihsel Süreç İçerisinde Çocuk ve Çocukluk Kavramları”. Çocuk ve Medeniyet Dergisi 1, sy 2 (2016): 45. http://cocukvemedeniyet.cocukvakfi.org.tr/index.php/CMD/article/view/41

[2] “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”. Unicef. Erişim 23 Nisan 2019. https://www.unicef.org/turkey/pdf/_cr23.pdf.

[3]İbnManzûr, Lisanu’l-arab, “ytm” md., XII, 645-646.

[4] Vecdi Akyüz, İslam’da Yetim Hakları ve Sorumluluklarımız. İHH İnsani Yardım Vakfı, İstanbul: 2017.

[5]Abdusselam Arı, “Yetim”, DİA, c. 43, ss. 501-503, 2013.

[6] Dr. Dursun, Ayan. “‘Ög’den ‘Anne’ye: Türkçe Söz Varlığı Anne”. Aile ve Toplum Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi 7, sy 26 (2011): 111-16. https://dergipark.org.tr/download/article-file/198029

[7]İbnManzûr, Lisanu’l-arab “acy” md., XV, 79-80, “ltm” mad., XII, 543.

[8] “Orphans”. UNICEF. Erişim 01 Mayıs 2019. https://www.unicef.org/media/orphans

[9] “Definition of Missing”. International Centre For Missing&ExploitedChildren. Erişim 04 Mayıs 2019. https://www.icmec.org/global-missing-childrens-center/definition-of-missing/#Canada.

[10] “Türkiye’de 2006-2010 Yılları Arası Kayıp Çocuk Sorunu ve İlgili Risk Faktörlerinin İncelenmesi - Saha Araştırması”. TBMM, Kasım 2010. Erişim 05 Mayıs 2019.

https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/denetim/kayip_cocuklar/belgeler/kayipcocuklar_anket%20rapor.pdf

[11] “İstatistiklerle Çocuk 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 07 Mayıs 2020.

http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33733

[12] “Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı Kayıp Çocuklar Raporu”, 2008. Erişim 05 Mayıs 2019 https://pedagojidernegi.com/wp-content/uploads/2017/10/Kay%C4%B1p-%C3%87ocuklar-Raporu-2008.pdf.

[13] “Türkiye’de 2006-2010 Yılları Arası Kayıp Çocuk Sorunu ve İlgili Risk Faktörlerinin İncelenmesi - Saha Araştırması”.

[14]“Syria: 560,000 killed in seven yrs of war, SOHR”. TheSyrianObservatoryfor Human Rights. Erişim 20 Haziran 2019. http://www.syriahr.com/en/?p=108829.

[15] “UNICEF Basın Merkezi (3/2019)”. UNICEF. Erişim 11 Mayıs 2019. http://www.unicef.org.tr/basinmerkezidetay.aspx?id=32925.

[16] “Global Trends: FORCED DISPLACEMENT IN 2018”. United Nations High CommissionerforRefugees (UNHCR). Erişim 23 Haziran 2019. https://www.unhcr.org/5d08d7ee7.pdf

[17]“Operational Portal RefugeeSituations”. United Nations High CommissionerforRefugees (UNHCR). Erişim 14 Mayıs 2019. https://data2.unhcr.org/en/situations/syria.

[18] “Lost at home”. UNICEF. Erişim 7.5.2020 https://data.unicef.org/resources/lost-at-home-risks-faced-by-internally-displaced-children/

[19] “Keyfigures on the 2014 hostilities”. The United Nations Office fortheCoordination of HumanitarianAffairs (OCHA). Erişim 14 Mayıs 2019. https://www.ochaopt.org/content/key-figures-2014-hostilities#_ftn1.

[20]“Overview”. World FoodProgramme (WFP). Erişim 07 Temmuz 2019. https://www1.wfp.org/overview.

[21]“Extreme Poverty”. The World Bank. Erişim 09 Temmuz 2019. https://www.worldbank.org/en/publication/poverty-and-shared-prosperity.

[22]“PRESS RELEASE”. The World Bank. Erişim 09 Temmuz 2019. https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2016/10/03/nearly-385-million-children-living-extreme-poverty-joint-world-bank-group-unicef-study.

[23]“The Human Cost of WeatherRelatedDisasters 1995-2015”. United Nations Office forDisaster Risk Reduction (UNISDR). Erişim 16 Temmuz 2019. https://www.unisdr.org/2015/docs/climatechange/COP21_WeatherDisastersReport_2015_FINAL.pdf.

[24]“Thepower of water”. water.org. Erişim 21 Temmuz 2019. https://water.org/our-impact/water-crisis/#.

[25]“WhatWeKnowAboutOrphans”. A Child’sHopeInt’l. Erişim 21 Temmuz 2019. http://thechildrenarewaiting.org/orphan-care/about-orphans/.

[26]Prakriiti, Gupta. “The Deadly Trade of Child Organ Trafficking”, 20 Ocak 2007. Erişim 19 Temmuz 2019 http://www.heal-online.org/childtraffic.pdf.

[27]“A Study on Street Children in Zimbabwe”. UNICEF. Erişim 19 Temmuz 2019. https://www.unicef.org/evaldatabase/files/ZIM_01-805.pdf.

[28]Gülden, Sönmez. “Yeryüzünde Dolaşan Kamuflajlı Askerler: Misyonerler”. Düşünce Gündem, Sayı 36, Kasım 2007.

[29]“ABD’li misyonerler Haiti’de sorgulanıyor”. BBC Türkçe, Şubat 2010. Erişim 19 Temmuz 2019 https://www.bbc.com/turkce/haberler/2010/02/100203_haiti_orphans.shtml.

[30]“CHILDREN ASSOCIATED WITH ARMED GROUPS AND FORCES CENTRAL AFRICA”. Erişim 19 Temmuz 2019. https://www.unicef.org/wcaro/FactSheet100601Final_E_100603_.pdf.

[31]“UNICEF Basın Merkezi (3/2018)”. UNICEF. Erişim 19 Temmuz 2019. http://www.unicef.org.tr/basinmerkezidetay.aspx?id=32846.

[32]“Wherearechildsoldiers?” Child Soldiers International. Erişim 19 Temmuz 2019. https://www.child-soldiers.org/where-are-there-child-soldiers.

[33]“Child Labor”. UNICEF. Erişim 19 Temmuz 2019. https://data.unicef.org/topic/child-protection/child-labour/.

[34]“Child Marriage”. UNICEF. Erişim 19 Temmuz 2019. https://data.unicef.org/topic/child-protection/child-marriage/.

[35] “World PopulationProspects: The 2017 Revision”. United Nations. Erişim 07 Mayıs 2019. https://www.un.org/development/desa/publications/world-population-prospects-the-2017-revision.html.

[36] “TheState of theWorld’sChildren 2017 Statistical Tables”. UNICEF. Erişim 08 Mayıs 2019. https://data.unicef.org/resources/state-worlds-children-2017-statistical-tables/.

[37] “Orphans”.

[38]Hayley, DeLuca. “Who is an Orphan”. OneTrack International. Erişim 09 Mayıs 2019. http://onetrackinternational.org/who-is-an-orphan/.

[39]“İstatistiklerle Çocuk, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020. http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33733.

[40] “İstatistiklerle Aile, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020 http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33730

[41] “İstatistiklerle Çocuk, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020. http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33733

[42] “İstatistiklerle Çocuk, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020. http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33733.

[43] “İstatistiklerle Aile, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020 http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33730

[44] “İstatistiklerle Çocuk, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020. http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33733.

[45] “İstatistiklerle Aile, 2019”. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim 7 Mayıs 2020 http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33730

[46] “Operational Portal RefugeeSituations”. United Nations High CommissionerforRefugees (UNHCR). Erişim 21 Temmuz 2019. https://data2.unhcr.org/en/situations/syria.

[47]“Göç İstatistikleri”. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü. Erişim 03 Mayıs 2020. https://www.goc.gov.tr/gecici-koruma5638

 

  Bu haber 313 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER STK-Vakıf-Oda-Birlik HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı