HABER AKIŞI

ONÜÇÜNCÜ Milli ve Yerli Esnaf Buluşmaları Zeki Sayın ve Abdülhamit Avşar’ın katılımları ile gerçekleşti

 Tarih: 23-04-2017 04:12:00  -   Güncelleme: 23-04-2017 17:59:08
Esnaf Bülteni Dergisi’nin geleneksel “Milli ve Yerli Esnaf Buluşmaları” sohbet toplantılarının 13.sü T.H. Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı M. Zeki SAYIN ve TRT İstanbul Müdürü Abdülhamit AVŞAR’ın katılımı ile VEZİR SOFRASI-Karadeniz Mutfağı lezzet tesislerinde yapıldı.

Bu toplantıların ismi Cumhurbaşkanımızdan ilham alınmıştır…

Esnaf bülteni dergisi sahibi ve Yeniden İnşa Derneği (YENİDER) Genel Başkanı Eşref Küçükateş: “12. Milli ve Yerli Esnaf Buluşmalarına onur konuğu olarak davet ettiğimiz T.H. Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı M. Zeki SAYIN ve TRT İstanbul Müdürü Abdülhamit AVŞAR davetimizi hemen kabul ettiler. Kıymetli, onur konuklarımıza ve toplantımızı anlamlandıran değer katan siz katılımcılara teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum.

Bu toplantıların ismi “Milli ve Yerli Esnaf Buluşmaları” Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 7 Temmuz 2015 Genel seçimlerdeki bazı Milletvekili adaylarının isimlerinin terörle ve Türkiye’nin zararına olacak eylemlerle anılması üzerine bir konuşmasında tüm Milletvekili adaylarının “Milli ve Yerli” olması gerektiğini söylemişti. Bizde Cumhurbaşkanımız gibi düşündüğümüz ve sadece Millet Vekilleri’nin değil, T.C. Vatandaşı ve vatanımı seviyorum diyen herkesin her işini ve her davranışını Milli ve Yerli duygulara bağlı olarak yapması gerektiğini anlatmak ve bunu yaygınlaştırmak için esnaf bülteni dergisi olarak bu sohbet toplantılarını başlattık” dedi.

“Milli ve Yerli Esnaf” Watsapp gurubu cesaretlendiriyor!

Eşref Küçükateş sözlerinin devamında kurdukları Watsapp gurubu ve burada gerçekleşen alışverişler ile kurulan dostlukların güzelliğinin kendisini cesaretlendirdiğini ve başka açılımlara sevk ettiğini belirtti.

Esnaf Bülteni Dergisi’nin, Yeniden İnşa Derneği’nin Milli ve Yerli Esnaf Platformunun “ŞİMİD AHİLİK ZAMANI” isimli kitabı baskıda…

Esnaf Bülteni dergisi Köşe Yazar’ı da olan Öğretim Üyesi Tümay Mercan’ın hazırlayıp kaleme aldığı “ŞİMİD AHİLİK ZAMANI” Ahilik Kitabı’nın müjdesini de veren Eşref Küçükateş Nisan ayı sonunda kitabın dağıtımı ve satışına başlanacağını belirtti. Esnaf bülteni dergisinin de artık 21x30 ebatlarında kuşe kâğıda basıldığını belirten KüçükateşMilli ve Yerli Esnaf Buluşmaları”nın 2016 Ocak ayında bu dergi sayesinde başladığını hatırlatarak hem dergimiz hem de toplantılarımız hızla büyüyor” dedi.

Milli ve Yerli Esnaf Buluşmaları’nda her katılımcı kendini, işini, hedef ve projelerini tanıtıp yeni, iş arkadaşlıkları ve alışveriş imkânları yakalıyor; Yemeğin ve Eşref Küçükateşin konuşmasının ardından, tüm katılımcılar tek tek konuşarak hem kendilerini, işlerini, proje ve hedeflerini hem de ekonomi ve esnafın karşılaştığı sorunları dile getirdikleri toplantıda, çok değerli düşünce ve görüşler dile getirildi.

15 dakika arada ticari ilişkilerin ilk adımları atıldı;

Tanışma faslının bitiminde verilen 15 dakika arada herkesin birbirini ilgilendiren kişilerle ikili sohbet ve görüş alışverişinde bulunarak ticari ilişkileri geliştirecek ilk adımları attılar.    

Tüm konuşmaların ardından onur konuğu TRT İstanbul Müdür Abdülhamit AVŞAR Selçuklu ve Osmanlı’daki esnafla bugünkü esnafın profilini çizerek ortak yönlerine ve esnafın her devirdeki öneminin yanı sıra 15 Temmuz’da TRT olarak yaşadıklarını ve bu olaylarda da esnafın oynadığı role değindi.

Abdülhamit AVŞAR, “ Milli ve Yerli Esnaf” buluşmalarının çok önemli bir boşluğu doldurduğunu ifade ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi;

“Bu toplantılarda insanlar birbirine bakarak, göz ve ses teması kurarak, birbirinin mimik ve vücut dilini görüyorlar. Bizim medeniyetimiz söz medeniyetidir. Konuşarak çözmüştür her meselesini ceddimiz. İletişimin en faydalı ve en akılda kalıcı yöntemidir bu toplantılar. İletişimin nihai amacıdır bu toplantılar, sosyal doygunluk, geri besleme, cevap hakkı bu sözlü ortamlarda sağlanabilir ancak. Her ilimizin, her yöremizin, bölgemizin kendine has böyle sohbet toplantı gelenekleri vardır. Kıraathanelerin oluşmasındaki temel nedende budur, insanlar bir arya gelsin söz ve fikirlerini birbirleri ile paylaşarak ortak bir noktada kamuoyu oluşmasının sağlanmasıdır amaç. Kıraathaneler sözü paylaşmak, sözün kuvvet ve etkisini arttırmak sözü başka sözlerle kuvvetlendirmek için kurulmuş mekânlardır. Bu anlamda ben sizi tebrik ediyorum söz medeniyetimizin devamına sağladığınız bu katkı küçümsenmeyecek önemdedir. İnşallah bu toplantılar büyüyecek ve güçlenecektir ülkemizin eksik olan yerini tamamlayacak, gücüne güç katacaktır. Dünyada birçok ihtillaler, ideolojiler 2-3 kişinin bir arya gelip söz birliği ile başlamıştır. Kimse telefonla kimseyi bir noktaya çekemez.” 

Esnaf aynı zamandı bir alperendir;

Ordumuzun gitmediği yerlere önceden giden orada bir ortam bir atmosfer meydana getiren olgudur. Bu günde aynı şey geçerlidir. Dünaynın neresine giderseniz gidin Türkiye’den gelmiş birini ararsınız ve mutlaka bulursunuz orada açılmış bir lokanta Türkiye adına meydana getirdiği iklimle senin oraya alışmanı ve barınmanı sağlayacaktır.

Esnafın sosyal ve kültürel değeri var. Bizim medeniyetimiz yeniden eski değerini kazanmaya başladıysa ve yeniden inşa dönemine girdiyse bundan esnafın çok önemli rolü ve etkisi vardır. Esnaf hareketlerinin tarihin derinliğinde de önemli etkileri vardır. Esnaf bulunduğu yerde sosyal ortam meydana getirendir. 

Selçuklu belgeseli için Van, Bitlis, Muş illerinde köy köy Selçuklu izlerini aradık;

Selçuklu neydi acaba ne yapmıştı da 30 yıl gibi kısa bir sürede bugünkü İslam coğrafyasını tek bayrak altında toplamıştı. Farklı etnik guruplarıyla inançlarıyla birleştirmeyi başarıp Selçuklu barışı İslam barışı meydan getirebilmişti diye sorguladım.

Araştırırken şunu gördüm Selçuklu esnaf temelli AHİ’lik üzerine şekillenmiş;

Selçuklu esnafı bir yöreye gidiyor yerleşiyor. Bulunduğu yerde kurduğu ilişkiler, gösterdiği dürüst ticaret, uyguladığı ahlaklı yaşam oranın yerlileri tarafından kabul görüyor ve bu alperen esnaf’ın daha sonra getirdiği kişilerde onun verdiği izlenim nedeniyle kabul görüyor. O bölge halkı bu esnaf doğru bir insan o halde onun getirdiği kişilerde onun gibi doğrudur kanaatinin oluşmasını sağlıyor.

Selçuklular, Selçuk han döneminde Müslüman oluyor;

Selçuklular 1040’ta Dardanakan da devlet kuruyor. 1071’de Malazgirt savaşı oluyor. 1074’te İznik’te devlet kuruyorlar. Düşünün 34 yıl içersinde bugünkü Türkmenistan’dan, Özbekistan’dan kalkıyor, bütün İran’ı geçiyor, bütün Anadolu’yu geçiyor, İstanbul’un öbür kıyısı İznik’e geliyor ve orada devlet kuruyor. Selçuklu Anadolu’ya geldiğinde 3 tane Müslüman olmayan unsur var. Rumlar, Ermeniler ve Gürcüler. Selçuklu yaklaşık 400 yıl hükümran olmuş, Osmanlı yaklaşık 700 yıl hükümran olmuş ve bugün coğrafyamızda hala Ermeni var Rum var, Gürcü var. Selçuklu Afrika dâhil sadece Endülüs hariç bütün İslam Coğrafyasını İslam bayrağı altında topluyor. Selçuklu çok kısa sürede müthişbir maarif hareketi başlatıyor. Medreseler kuruyor. Bu Medreseler farklı ilimlerin aynı çatı altında okutulduğu yerler bugünkü üniversiteler yani. Haçlı orduları Selçuklu ile yaptıkları savaşlarda medreseleri görmüş ve bunu alıp ülkelerine götürmüştür. Birçok ilim adamı bu medreselerde yetişmiş ve birçok buluş buralarda gerçekleşmiştir.

İletişimle ilgili bir şeyi paylaşmak isterim!

Tarih Sümerlerle başlar deriz niye böyle deriz. Çünkü yazı Sümerliler tarafından bulunmuştur. Kur-an’ı Kerimde yazı Hz. Âdem Aleyhisselam ilgili olan sanırım bir hadis ama Nuh Aleyhisselama sahife indirildiği Kur-an da var. Sahife ne demektir yazı demektir. Eğer yazı bir yerden başlayacaksa Hz. Âdem’den hadis dersek ve Kur-an’ı referans alırsak yazı eline sahife verilen Hz. Nuh Aleyhisselam ile başlamıştır. Müslüman olarak buna tefekkür etmeli ve yazının kendisine sayfalar verilen Hz. Âdem Aleyhisselam zamanında, eğer yeterli delil yok derseniz Hz. Nuh Peygamber zamanında başladığını söylemek zorundayız. Okullarda da yazının Sümerler zamanında değilde Hz. Nuh Aleyhisselam zamanında başladığını öğretip okutabiliyor muyuz? Yani doğrulara inanıp yaşayıp yayabiliyor muyuz?

Müslümanlık referanslarını ne kadar yaşıyor ve tatbik ediyoruz. Bu aynı zamanda dünyaya bakış açımızı ve tefekkürümüzü değiştirmemiz demektir. Bu aynı zamanda esnaflık ruhunun da canlandırılması demektir. Biz eğer bizim medeniyetimizin temel taşıyıcılarından birisinin esnaf hareketi olduğuna inanırsak, bunu ihyaya çalışırsak, bunun tarihi temellerini, bunun tarihsel misyonunu tam olarak öğrenip, birbirimize aktarıp ve bunun hayatımıza tatbik etmeye çalışırsak, kendi medeniyetimizin yeniden ihyası için çok önemli bir adım oluruz.

Selçuklu, Osmanlının teorisidir. Selçuklu ve Osmanlı siyaseti bütün dünyanın kabul ettiği bir başarıya sahiptir;

Selçuklu mükemmel bir ticaret sistemi kuruyor. Kervansaraylar inşa ederek aralıklarla konaklama yerleri inşa ediyor. Bu yol güzergâhında gelip giden tüccarların güvenliğini temin ediyor.  3 güne kadar ücretsiz kalmasını sağlıyor ve bunu bütün fethettiği yerlere yaygınlaştırıyor. Yoksa dünyanın her yerindeki o devasa binalar o, muhteşem eserler nasıl inşa edilirdi demek ki ciddi bir ekonomik girdi ve faaliyette var. Bir külliyeyi para olmasa nasıl inşa edeceksiniz. Divriği de bir cami bir medrese var muhteşem hala nasıl yapıldığının sırrı çözülmüş değil.

Selçuklular Erzurum Pasinler Hasan kalede bir savaş yapıyor ve bu savaşı kazanıyor. Barış antlaşması bir şartı olarak Sahabelerin İstanbul’un fethi için Karaköy’de yaptıkları Cami daha sonra Bizans tarafından kiliseye çevriliyor. Selçuklu bu kilisenin tekrar Cami olması şartını 1048 yılında şart koşuyor. Bu bakış açısı bu tefekkür bu dünya görüşüne hepimiz sahip olmamız lazım.

Selçuklu ve Osmanlı’nın hedefi Cihana hakim olmaktı:    

Selçukluda kitleler halinde Müslüman olduktan sonra gelişen Cihan hâkimiyeti tefekkürünün ve idealinin gerçekleşmesinin nedeni de Cihana hâkim olmak istediklerinde yatmaktadır. Selçuklu Müslümanları Cihana hizmetkâr olmak için hâkim olmak istemektedir. Dünyayı biz idare edeceğiz ama hizmetkâr olarak idare edeceğiz. Yavuz Sulatan Selim Han’ın Mısırı Fetih ettikten sonra kendisne “Sultanül-haremeyn” diyenlere banaHadimül-haremeyn” deyin demiştir. Yani (Mekke ve Medine’nin Sultanı değil hizmetkârı) deyin demiştir.

İkincisi de ebedi hayat tefekkürü. O nedenle mezarlarına ihtişamlı bir öbür dünyaya geçiş kapısı bir tak yaparlar ve üzerine de benim hayatım şöyle geçti şöyle hatalar yaptım diye yazarlar. Selçuklunun Dünyaya ve Ebedi hayata bakış tefekkürü işte bu boyuttaydı. Bu tefekkür sonucu ve bütün kültürel sosyal oluşumlar Selçuklunun bağrından bir Osmanlı çıkartmıştır.

Birazda mesleğimizle ilgili konuşalım;

Biliyorsunuz TRT’nin 14 tane televizyon, 16 Radyo kanalı var. Bu kanalların bir kısmı farklı dillerde yayın yapıyor. İngilizce, Arapça, Kürtçe gibi kanallarla tüm dünyaya yurdumuzda olup biteni doğru olarak ve bizim bakış açımızla aktarmak için kurulmuşlardır. Ancak esas kanalımız TRT1 Türkiye’nin en çok seyredilen kanallarından biri haline geldi. Bunda kendi tarihimizle barışık dizilerin büyük rolü var. 

TRT İstanbul Müdürü Abdülhamit Avşar konuşmasının devamında çocuğun bir tüketim aracı ve metaı olmadığını ve bu nedenle TRT Çocuk Kanalına reklam almadıklarını söyledi.

15 Temmuz gecesi yaşananlara da değinen AVŞAR, 3 kişinin bu işgal girişiminde öldüğünü ve darbeci nişancı askerin 2. Kattan ateş ederek birisi Faslı 3 kişiyi öldürdüğünü söyledi. Darbecilerin teslim olduktan sonra yanlarında 2 Çuval G3 Şarzörü 4 G3 Tüfeği bıraktıklarını gördük” diyerek sözlerini tamamladı.

Ekonominin ve Finans sektörünün duayen ismi ve Katılım Bankacılığının Türkiye’ye gelmesine ve kurulmasına öncülük etmiş olan Mehmet Zeki SAYIN Eşref Küçükateş’le İstanbul Ticaret Odasında ki toplantılarda tanıştığı ve samimi davranışlarından dolayı da hem Esnaf Bülteni dergisinde yazıyorum hem de kendisiyle ağabey kardeş ilişkisi içinde dostluğumuzu devam ettiriyoruz, bu toplantılara da ikinci gelişim diyerek sözlerine başladı.

Mehmet Zeki Sayı Esnaf Bülteni Dergisinin önceleri tabloit boy gazete şeklinde çıktığını ama Eşref Küçükateş’in gelişime açık, değişim ve dönüşüm ile zamana ayak uydurmaya uygun yapısı ve girişimciliği şu anda çok güzel ve takdir gören bir dergi ortaya çıkardı. Dergi çıkartmak kolay iş değil, yazıları toparlamak, bunun cari masraflarını karşılamak oldukça zor. Üstelik birde bu dergi adı altında “Milli ve Yerli Esnaf” buluşmalarını gerçekleştiriyor, kendisini kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Yeni bir iş, yeni bir oluşum oluşturmak cidden çok zor iştir. Anadolu da bir laf var ya onda ne var kurulu tezgâha geldi diye. Eğer bir baba bir tezgah kurmuşsa, onun oğlunun o tezgahı devam ettirmesi kurmaktan çok daha kolaydır. Çünkü belli bir düzeni vardır, müşterisi vardır, malı, sermayesi vardır. Ama ilk kurarken birçok problemler yaşanır onları yenmek kolay değildir.

Hem bürokraside hem özel sektörde çalıştım, hem de kendim iş kurdum. Kendiişlerimi kurarken birçok problemlerle karşılaştım. Esnaf olmak, tüccar olmak çok kolay değil. Onun için bir heyecan lazım sabır lazım, hayal gücünün çok yüksek olması lazım.

Az önce tanışırken iki arkadaşımız İSMEK İstihdam Rehberi olduklarını söyledi. İSMEK çok büyüdü. Benim bizzat başında bulunduğum ekiple, tüm olumsuz düşünce ve davranışlara rağmen kurmayı başardığımız bir kurum. Bunun kuruluşunda kendi arabamızla dolaştık, insanları ikna etmek için günlerce dil döktük. Bunun için en çok Büyük Şehir Belediyesini ikna etmeye çalıştık. Bir yer tuttuk bir bayan hoca bulduk ve başladık. Geçenlerde Kültür Müdürü ile karşılaştım ona İSMEK’i bizim kurduğumuzu biliyor musun dedim. Evet deyince ama bizi unuttunuz dedim evet doğru dedi. Çok büyüdü çünkü kurucularının unutulması gayet normal.          

İnternetten dolayı büyük bir kültür yozlaşması var. Türkçe o kadar değişiyor, deyimler o kadar değişiyor ki, bunun arkasından koşmak bunu düzeltmek kolay değil. En yüksek makamlarda bile bazı deyimler yanlış kullanılabiliyor.

Hele bazı spikerler öyle yanlışlar yapıyorlar ki üzülmemek mümkün değil. İnsanları bazen odun yerine koyuyorlar “kurunun yanında yaşta” yanıyor. Böyle bir deyim yok. Kuru odun kolay yanar ya onu anlatmaya çalışıyor. Bunun aslı “Yaşın Yanında Kurunun Yanmasıdır” Yaş, suçlu kabahatli, Kuru ise temiz suçsuz, demektir. Ama bunu çevirdiler insanları odun yerine koydular.

Eski Cumhurbaşkanlarımızdan birisinin bile “Kurunun yanında yaşta yanıyor” diyerek konuştuğunu gördüm. Siyasiler ve birçok seçkin insan çıkıyor bizi bir sürü insan izledi diyor. Bizi birçok insan izledi diyeceğine. Oysa insan kalabalıklarına sürü denmez. Spikerlere bunların eğitimi veriliyor mu anlatan var mı bilmem. Bu dil televizyona yansıyınca ortaya garip şeyler çıkıyor. Muhabir eline alıyor mikrofonu simitçiye nostalji ne demek diyor. Simitçi, soruyor bu sefer simit çeşidimi bacım diye.

Benim görüşüm bir ülke ekonomik olarak kuvvetlenmezse mutlaka kuvvetlilerin kültüründen etkilenir.

Bir zamanlar Kominizmle ilgili konuşmak yazmak yasaktı. Rusça okuyan öğrenciler Rusça dil kitabı bile bulamazlardı. Elinde Rusça bir sayfa görülse birinin peşine hemen polis düşerdi. Bir tane fıstıkçı bir aday buldular, eline veriyorlardı kâğıdı 50 lirada para fıstıkçı kalabalık bir ortamda bir iskemle üzerine çıkıp elindeki kâğıda yazılı olanları okuyordu. Gazetelerde fıstıkçı şöyle dedi, fıstıkçı böyle dedi diye yazıyorlardı.

Zamanında Çetin Altan Mecliste konuşurken sosyalimden bahsetti. Rahmetli Yılanoğlu onu dövmek için koştukları zaman, onlara ya niye kızıyorsunuz, bu kelimelere o kadar çok alışacaksınız ki sizler söyleyeceksiniz. Bu gün kültür yozlaşması o noktaya geldi ki bizim berber bile “erkek kuaförü” yazıyor. Erkek tamam “Kuaför” Fransızca peki bu Türkçe “ü” takısı ne oluyor. Ama kimse yadırgamıyor ve oraya tıraş olmaya gidiyoruz. Yani artık Türkçeden ve kendi atasözlerimizden uzaklaşıyoruz.

Türkiye, esnaf ve tüccarın kuvvetlenmesi ile kuvvetlenecektir. Cumhurbaşkanımız hep bağırıyor 3 Bin dolardan aldık, 6 bin dolara, 10 bin dolara çıktık diye. Türkiye’nin %50ye yakın vergi gelirini İstanbul tek başına ödemekte, büyük bir dengesizlik var.

Bir işyeri açtığınızda o işte sebat ederseniz büyürsünüz:

Asıl olan sebattır. Ama daha ilk sene bu işten kazanamadım veya az kazandım derseniz her sene yeni bir başlangıç yapmış olacağınız için kazanamaz ve büyüyemezsiniz. Bütün fabrikaların veya sanayicilerin bakın küçük bir şeylerden başlamışlardır. Koçun, Sabancının hayatını inceleyin hep küçük işlerle başlamışlardır. Koç çatı, kiremit aktarmasından başlamıştır. Küçük bir bakkal dükkânından başlamıştır. Sabancının babası hamallıkla başlamıştır.   

Size bunu duyurmak istiyorum bu çok önemli!

Biz İSKİ’de Yönetim Kurulu Üyesiyken, Üzeyir GARİH’i getirdik ve onun konuşmasını dinledik. Size bunu duyurmak istiyorum çok önemli hepiniz esnaf, tücar, sanayici olacaksınız. Bir işin “a”sından başlamak lazım.

Üzeyir GARİH dedi ki bakın biz büyük bir firmayız ve ortaklarımız var. “Kurulduğumuz günden şu ana kadar ailece hiç görüşmedik hiçbir araya gelmedik”. İkinci olarak şunu söyledi bir firmamızda terfi ettirdiğimiz bir şefi, müdürü aynı serviste görevlendirmeyiz.

Çok enteresan, ortaklarıyla ailece hiç görüşmemişler. Çünkü hanım rekabeti ortaklıkların en büyük düşmanıdır. Terfi eden elaman aynı serviste göreve devam etse terfiden önce samimiyet kurduğu arkadaşlarına mümkün değil iş yaptıramaz.

İTO Meclis Toplantılarında da hep söylerim. Her esnaf, her tüccar, Her sanayici zor durumda kalabilir. Zor durumda olduğunuzda sakın kredi aldığınız yerden uzaklaşmayın. Mutlaka gidin kendinizi gösterin, azda olsa ödeme götürün ki, sizin çalıştığınız ve iyi niyetli olduğunuzu görsün. Siz 2 taksit ödeyememiş olsanız ve hiç uğramazsanız banka takibe başlar ve ödemeniz zorlaşır.

Şimdi internet ve televizyon konuşmaları da komşuluğu da bitirdi;  

Eskiden kasabalarda erkek odası diye adlandırılan yerler vardı. Akşam namazından sonra birisi bildiğini gelir orada anlatır, diğerleri de o konuda bilgi ve tecrübe sahibi olurlardı.

2003 yılından beri Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum. 2003 yılında o zaman Başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanımız bizi davet etti. Kamu Bankaları ortak Yönetim Kurulu Başkanlığına getirdi. Kamu bankaları ayrıldıktan sonra biz Emlak bankası Yönetim Kurulu Başkanlığına devam ettik bütün borçlarımızı ödedik, kısmet olursa canlı hale gelecek şimdi. Yukarıdakiler nasıl çalışacağını tespit edecek bizde ona göre hareket edeceğiz.

Emlak Bankası Teminatsız Krediler vermeye hazırlanıyor:

Şimdi Emlak bankasında biz kısmet olursa eğer projemiz kabul edilirse, teminatsız ithal ikameli, krediler vermek istiyoruz. Güzel Proje getirenlere bakacaklar, Türkiye de üretilmeyen fakat ithal edilen ürünü üreteceği sanayi tesisi kurmak isteyen kişilere teminatsız krediler vererek ülkemizin ihtiyacı olan o ürünün Türkiye’de üretilmesini sağlamak istiyoruz. Bu tür projeyi getirenler %10-15 ortak olabilirler ama yöneticiliğini de onların yapmasını istiyoruz. Bütün esnafımızdan, tüccarımızdan, sanayicimizden bu hususta heyecanlı olanlardan, ideali olanlardan böyle projeleri bekliyoruz.

Kırşehir’de kendi memleketimde devlet sanayi bakanlığı genel müdürlüğü yaparken. Esnafa sanayiciye size dedim faizsiz kredi vereceğim, alın size 50 lirada para şirketinizi kurun gelin. 6 ay uğraştılar kuramadılar getirdiler 50 lirayı geri verdiler. Bir toplantı yaptım, birisi bisiklet lastiği yapalım dedi. Sen bisiklet lastiğimi satıyorsun evet dedi. onun bir yılda sattığı adet kadar lastiği kurulacak tesisi 10 dakikada üretir. Başka biri plastik kova üretelim dedi.

1967 de Ziraat Bankası Pınarbaşı şubesini teftiş ederken el yazısı makbuzlara rastladım. Makbuzda 100 adet çuval geldi, 4 Sandık Göz Taşı geldi, 4 sandık Mıh geldi satıldı parası kasaya kondu. Demek ki o tarihte bunları Pınarbaşı’na getirecek esnaf ve tüccar yok. Toptancılığı Ziraat Bankası yapıyor” dedi ve saatin 22.15 olduğunu söyleyerek konuşmasına son verdi.

Programın sonunda Av. Remzi Yedikardeş ve Eğitimci-Şair Sezayi Tuğla okudukları şiirlerle büyük beğeni ve alkış aldı.

Eşref Küçükateş’in günün anısına Abdülhamit Avşar ve Mehmet Zeki Sayın’a hediye ettiği Esnaf isimli şiir tablosunun ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile program sona erdi.

Onüçüncü “Milli ve Yerli Esnaf Buluşmaları”na katılan konuklar;

M.Zeki SAYIN T.H. Emlak Bankası Yön. Kur. Bşk / Abdülhamit AVŞAR TRT İstanbul Müdürü / Eşref KÜÇÜKATEŞ Esnaf Bülteni Dergisi sahibi ve Yeniden İnşa Derneği (YENİDER) Gen. Bşk. / Tümay MERCAN Öğretim Üyesi- Yazar / Remzi YEDİKARDEŞ MARVA / Yusuf GECÜ MESİAD Yön. Kur. Bşk. / Recep VAROL Dünya Balkan Der. Fed. Baş. /Erhan HAŞHANLI İTO Kuyumculuk Kom. Başk. / Kadir ÇAKIR Kızılay Gop Şube Baş.  / M. Emin ORAN Katılım Bankası Emekli / Alaattin TARUZ MODESA Yön. Kur. Bşk. / Suat NURKAN SANKO San. Sit. Yön. Kur. Üyesi / İsmail ŞENTÜRK Şentürk Gıda / Ahmet KARAKELLE Altın Eldiven Kebap Balık / Sezayi TUĞLA Kâğıthane Beld. / Emrullah ÇINAR Ziraat Bank. Zekeriya Köy Şb. Mdr. / Ahmet İNCEKARA Vakıf Bank Gop Çarşı Şubesi / Erdal ERÇIKAN Kurumsallık Hizmetleri / Ahmet ÇİLKAYA Asya Bayrak / Necat ÇOLAK Necat Asansör / Bülent BABÜR BABÜR İletişim / Cafer PETEK Matbaa, Ambalaj ve Promosyon.  / Davut KARAYAZI Organik Yumurta / Murat SARI Çağın Ofis Mobilya / Şeref KÜÇÜKATEŞ Yeniden İnşa Derneği Yön. Kur. Üye. / Sırrı OKTAY El Sanatları / Ali Ercüment TALU Perspektif Dil Kursu / Talat OBUT Siirt Eğitim Vakfı / Serkan KAYALAR TGS Harekât Memuru / Hanefi KAYANER İBB İSMEK / Halil TAŞKALE İBB İSMEK  / Ali Efendi YÜCEEL Hedef Elektrik

  İLGİLİ GALERİ
  Bu haber 2735 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER EKONOMİ HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı