HABER AKIŞI

Mehmet Maşuk GÜLAÇAR: “İhtiyacımız olan Sanayi Politikalarını bir an önce sürdürülebilir hale getirmeliyiz”

 Tarih: 05-06-2021 14:15:00  -   Güncelleme: 05-06-2021 14:16:35
İkitelli Organize Sanayi Bölgesinin en önemli kooperatiflerinden olan Deri Sanayicileri Kooperatifi (DERSANKOOP) ve TRİOS 2023 Yeni Nesil Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Maşuk Gülaçar’ın sanayi üretiminin artması ve gelişmesi, geleceğe yönelik stratejilerimiz ve planlamamız hakkında görüşlerini aldık.

Sanayi üretiminin artması ve gelişmesi için sanayide, planlama yapmak gerekiyor. Günlük sorunların içinde boğuluyoruz, geleceğe yönelik stratejilere önem vermiyoruz.  Sizce sanayi stratejisi ve planlaması nasıl olmalı?

Endüstri gelişim evrelerinin birbiri üzerine ikame edilerek geldiğini biliyoruz. Dünyada endüstri alanındaki gelişim süreçleri, endüstri 1, 0 ile mekanik, endüstri 2,0 ile elektrik, endüstri 3,0 elektronik otomasyon, endüstri 4,0 ile nesnelerin interneti olarak yoluna devam ediyor. Günümüzde sağlıklı sanayi yatırımlarının evreleri, sanayi gelişim süreçleri ile orantılı bir anlayışı benimsemeleri ile oluşur. Yalnız üretimde gelişmek yolunu seçen bir anlayış, her zaman olumlu sonuç vermez. Üretimin niteliği, değişkenliği ve dünya piyasalarının hangi üretim alanlarına sıcak baktığını hesaplamak gerekir. Yapacağımız kalkınma planlaması teknolojinin gelişimine açık, dinamik olması gerekir. Bu şekilde olaya baktığımızda her gelişimin ana şartı, sağlıklı planlamadan geçtiğini görürüz. 

Ülkemizde çağdaş gelişim anlayışını devreye almak istiyorsak, üretim evrelerimizi kabiliyetlerimizi, sermayemizi, teknolojimizi tam bir planlamayla tespit ederek değerlendirmeye almalıyız. Bu planlama, sadece üretici kabiliyetlerimizin kendi kaynaklarını planlaması ile amacına ulaşması beklenemez.

Üretici kabiliyetlerimiz ellerinden gelen gayretleri sarf edecek, bilgi ve becerilerini ortaya koyacak, ellerindeki imkânlarla olan sermayeyi devreye alacaklar. Yönlendirildikleri taktirde, bunu yapmaya da hazırdırlar.

Bununla birlikte üretici kabiliyetlerimizi temsil eden kuruluşlar ile kamu kuruluşları üretici kabiliyetlerimizin envanterlerini çıkaracak birbirleri ile koordineli birimler oluşturulmalıdır. Ülkemizde her kurulan işyeri ve birimler, kamu kuruluşu olarak görülmeli ve değer verilmelidir.

Bu birimler, çıkarılan sanayici envanterlerinin sektörel bazda tasnifini yapacak, kullanılan teknolojileri tanımlayacak, bunların içinde yerli teknoloji oranlarını belirleyeceklerdir. Yurt içi ve yurt dışı etkinlikleri, ölçülebilir hale getirilecektir.

Sanayici envanterinin çıkarılması, gelişimimiz için ilk atılacak adımdır.

Sektörel bazda çalışmanın zeminini oluşturan yol haritası çizilmelidir. Sektörlerin, verimliliklerini sağlayacak koşullar göz önünde bulundurularak yer seçimleri yapılmalıdır. Sektörün kullanacağı hammaddelerin en ucuz elde edileceği, gerekli işgücü temininde sıkıntının yaşanılmayacağı, lojistik hizmetlerinin rahat ve ucuz temin edilmesini sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.

Sektör, akademik kurumların, bilgi merkezlerin danışmanlık hizmetlerinden istifade ederek üreteceklerini üretmelidir.

Bilginin gözetimi ve yönlendirilmesinin gerekliliği, üretici güçlerimiz tarafından içselleştirilmesi gerekir.

Gelişimin doğru olması, çağdaş bir anlayış içinde sektörün konumlandırılması, kalitenin ucuza temin edilmesi, kalıcı ürünlerle pazara hâkim olmanın yolu, ancak ve ancak bilginin gözetiminde, bilginin belirlediği yön eylem planları içinde yoluna devam etmesi ile mümkün olduğu bilinmelidir. Sektörler, kendi alanı ile ilgili yan sanayi ürünlerin üretildiği ortamda gelişimini sağlar. 

Sektörü oluşturacak firmaların kurulması aşamasında yetkili kurumlara çok önemli görevler düşmektedir. Bu görevlerin tanımlanması yeterli değildir. Yetkileri ve sorumlulukları net ifadelerle tanımlanmalıdır. Yatırımı yapacak müteşebbisin, işin ihtiyacı olan gerekli finansmanı, işgücünü, teknolojinin ne olması gerektiği hakkında fizibilite çalışmalarını yapmışsa, yatırım yapmasına müsaade edilmelidir. Bu vasıfları taşımayan, yatırım planlamasını sağlıklı yapmayan teşebbüslere müsaade edilmemelidir. Sektörlerde, bu ilkenin uygulanması, bizi üç zarardan kurtarır. 

1- Doğru yatırım şartlarını yerine getiren üreticinin, gelişimi ve hedeflediği karlılık durumu korunmuş olur.

2- Planlanmamış, hedefi belirlenmemiş yatırımı yapmaya kalkışan müteşebbisin, elindeki kaynakların zayi olması engellenmiş olur. Piyasanın sağlık koşulları korunmuş olur. 

3- Dolaylı bir şekilde bunlardan etkilenen devletin gelir kaynakları, sıkıntıya düşmemiş olur.

Planlama eksiksiz olmalıdır. Ülke sanayisini çağdaş normlara ulaştırmamız için kurumlar arası koordinasyon sağlanmalıdır. Kamu, üniversite ve sanayi kuruluşlarını temsil eden erklerin, birlikte hareket etme zemini oluşturulmalıdır. Bütün üretici kabiliyetlerimiz masaya yatırılarak ve sektörel bazda planlamalar yapılarak, gelmiş oldukları seviye tespit edilmelidir. Üreticilerimize hangi noktalarda katkı verilmesi gerektiğine karar verilmelidir. Çağdaş sanayi algısı ile yatırımlarımıza, kaynaklarımıza yaklaşılmalı ve gelişimden gereği gibi payımızı almalıyız.

Dünyada hızlı bir şekilde gelişim kaydeden endüstri 4,0 devrede, o bize ulaştı fakat biz ona ne kadar uyum sağladık bu tartışılır.

Endüstri 4,0 nesnelerin interneti demektir. Endüstri 4,0 internet üzerinden işliyor. Gelişim evreleri akıllara durgunluk verecek bir hızla ilerlemekte. Dünya buna uygun hukuki düzenlemeleri bile yetiştirememektedir.

Bu teknolojiyi mutlaka elde etmeliyiz. Millileştirmeliyiz. Millilik lafla olmaz. Bunun için çok ciddi bir örgütlenmeyi başarmalıyız. Kamu, üniversite, sanayi temsilcileri, STK'lar bu amaç etrafında birleşmeli, amaç birliktelikleri sağlanmalıdır.

Mikro adımlar ihmal edilmemeli, detaya inilerek teknolojinin mantığını en ince teferruatına kadar kavramalıyız ki, milli bir teknolojiden bahsedebilelim. Özelikle atacağımız mikro adımların, makro hedefleri olmalıdır. 

Gelişim değişim ve dönüşüm konusunda planlar yapan batı, Japonya, Çin vb ülkeler gelişim evrelerini belirlemişlerdir. Tezgahlarında işleyen ürünlerine start vermekle yetinmiyorlar, geleceğe hâkim olmak için hangi alanlarla ilgili teknoloji üreteceklerini planlıyorlar. Biz ise işin neresinden başlayacağımızı bile düşünecek durumda değiliz. Bu alanlarda organizasyonu yapacak, ihtiyacımız olan teknolojileri tespit edecek, finansman sorununu çözecek, işin hangi alanlardan başlanacağını planlayacak çalışmaya ihtiyacımız var. Siyasi irade ile bürokrasi, üniversiteler, üretici kabiliyetlerimizi temsil eden kurumlar ve STK'lar istenilen seviyede koordine edilmelidirler. Öncelikle bunu başarmalıyız.      

Kullandığımız internetin alt yapısı ve bulut sistemi bize ait değil.

Türkiye’de yerli bir firma olan "NATRO" ile bu alanda küçük çapta da olsa bir yatırama kavuştuk. Stratejik konularda ülkemizdeki müteşebbislerin yaptığı her yatırım daha varlık göstermeden dünyayı sömüren güçler tarafından satın alındığı gibi, bu firmamız da ne yazık ki, TEAM BLUE firması tarafından satın alındı. Geride elimizde birkaç firmamızın cılız yatırımları kaldı.

Çok güçlü bir mekanizma olarak devrede değiliz. Bugün internet kesildiği zaman siber sorunlar gibi ülkelerin bağımsızlığını bile tehlikeye sokabilecek sorunlar oluşabilir. Yazılım programlarının çoğu bize ait değil donanımda ise hiç hükmündeyiz. Yerli markalarla donanım konusu son yıllarda kısmen üretim var ama dünya ile kıyas edildiğinde çok geri plandayız. Üçüncü sanayi devrimi ürünlerinin nerdeyse hemen hemen tümünü yabancılardan alıyorken, endüstri 4,0 bizde neyin üzerine monta edilecek? Monte etsek bile, üretim güvenliğimizi sağlama imkânımız olamaz. Kullandığımız teknolojilerin lisanslarını iptal ettikleri an biz biteriz. Bu konular basite alınabilecek konular değildir. İstedikleri an elimizdeki teknolojileri kilitleyebilirler. Onların, piyasa etkinliklerini kıracak seviyeye geldiğimiz anda çalıştırmazlar. Bunu hesaplamalıyız.

Bugün PLC alanında hala ciddi gelişmemiz yok ve son derece sıkıntılı vaziyetteyiz, biz var olan teknolojimizin üzerine monta edebileceğimiz yapay zekâ ürünlerinden mahrumuz. Hala endüstri 3,0 döneminin ürünlerini ithal etmekteyiz. Endüstri 4,0 adına bir çaba ve gayretimiz söz konusu değil. Endüstri 4,0 bizim için vazgeçilemeyecek bir hedef olmalıdır. Ancak bunu doğru şekilde anlamamız gerekiyor. Bizim hedefimiz teknolojiye ulaşmaktır. Teknolojiye ulaşabilmemiz için teknolojiyi bir ürün olarak düşünmemiz gerekiyor. Çağdaş teknolojiye ulaşmamız için her alanda yol almalıyız. Ancak ona varmamız için kullanacağımız yollar bize ait değil.

Bunlar bizim rekabet edeceğimiz güçlerin egemenliğinde ise onlar bize yol verirler mi sizce? Yol verseler bile, istedikleri zaman o yolu keserler… Bunu en acıklı şekliyle Amerika ile yaşadık, bizi çok yakın bir zamanda CNC tezgâhlarımızın lisanslarını iptal etmekle tehdit ettiler. Tüm üretim ağımız kilitlenmek üzereydi. Endişeler büyük boyutlardaydı, üretim ağını gerçekleştiren sanayici büyük bir tedirginlik dönemi yaşadı. Amerika elimizde bulunan kendilerine ait lisansları iptal etme ile tehdit etti. "Ekonominizi darmadağın ederiz" şeklinde tehditlerine muhatap olduk. Alt yapı planlamalarımız olmazsa, biz Endüstri 4,0’a ulaşamayacağız. Bizim üretici kabiliyetlerimizle, özelikle elektronik ve otomasyon alanında özgürlüğümüzü elde etmeliyiz. Bu konuda başarı elde ettiğimiz takdirde endüstri 4.0'ı gündemimize almamız söz konusu olabilir.

Endüstrinin kültürü ve yöneylem mantalitesini kavramaya mecburuz. Şu konu çok iyi anlaşılmalıdır. Samimi duygularla sorunlarımıza yaklaştığımız taktirde başaramayacağımız hiçbir şey olamaz. İhtiyacımız olan Sanayi Politikalarını bir an önce sürdürülebilir hale getirmeliyiz. Yeni hazırlanan Anayasada bu politikalar güvence ve teminat altına alınmalı.

  Bu haber 112911 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı