HABER AKIŞI

Esnaf Bülteni Dergisi Okurları ve İş İnsanları Dr. Halil İbrahim Erbıyık ile MORAL bulacak (1)

 Tarih: 20-12-2019 02:05:56
Toplumun söylemeye çekindiği rahatsızlıkların üzerine cesaretle giden ve toplumu bilgilendirerek, sağlıklı yaşamalarını sağlamak için kritik konularda kitap ve makaleler yazan, iyileştirdiği hastaların “DR. MORAL” adını taktığı Yar. Doç. Dr. Halil İbrahim ERBIYIK Esnaf Bülteni Dergisi okurları için sorularımızı yanıtladı.

Sayın Dr. MORAL beslenme neden çok önemli?

Yapı taşları proteinlerle vücudumuzu yeniden örüyoruz. Canlıların tümü birbirini yiyerek yaşar. Yaşamın akışı, doğanın kanunu böyledir. Ne yemekten hoşlandığımız değil, hücrelerin ve dokuların ihtiyacı olduğu besinler önemlidir.

‘İlaçlarımız yiyeceklerimizden oluşsun. Yediklerimiz ilaç gibi gelsin. ’Hipokrat’

Yiyeceğin tek bir molekülü ile o yiyecek içindeki sevgi, arzu, tutku ve zekâyı bünyene alıyorsun! Yani “ne” yiyorsan “O” sun. Bir portakalı yediğimizde, o artık bir portakal değildir. Bir insan oluyor. Bizim bir parçamız oluyor. “Biz” oluyor artık. Bedendeki 100 trilyon hücreden her bir hücre, içecekteki glikoz, vitamin, su ve diğer moleküller ile tanışır. İhtiyacı olan kadarını alır ve bu aldığını kendi yapısına dönüştürür. İhtiyaç anında kullanmak üzere, fazlası hücreler arası sıvıda bekler.

Değerli hocam yeme hataları var mıdır?

  • Ayrım gözetmeksizin bilinçsizce yeme.
  • Hızlı yeme.
  • Çiğnemeden yeme.
  • Çok yeme.
  • Karışık yeme.
  • İhtiyaçtan fazla yeme.
  • Midenin üçte bir kuralını bozma.
  • Hava, su ve besin için midede yer ayır.
  • Gereğinden de az yeme.

Kan değerleri ne kadar önemli?

Kan durumuna göre (kan grubuna değil) beslenme asıldır.

Bir dilim pastırma yediğimizde nefesimiz sarımsak kokar. Hayat iksirinden temizlenmesi 8 gün sürer. Ter ve idrar bu sürede kokmaya devam eder. Alkol 40 gün yumurtalıklar ve karaciğeri terk etmez. Havuç aşırı yenilince, başta avuç içleri ve tenimiz turuncuya boyanır. Herkes A vitaminini farklı besinlerden almalı. Zaten vitaminlerin değişik gıdalara serpiştirilmesi de oldukça manidardır.

Devayı doğada, doğalda ara! Dr. Moral

Katkı maddeleri önemli mi?

Kimyacıları, nanoteknolojik devrimcileri anlayamıyorum. İnsan sağlığını bu kadar olumsuz etkileyebilmek için bu kadar gayrete neden ihtiyaç duyuyorlar? Oksidanlar, nitrat ve nitrit gibi katkı maddeleri gıdanın orijinal yapısını deforme eder. İçlerinde bolca bulunan serbest oksijen radikalleri, hücrelere saldırıp işlevini bozar.

Neden rafine ediyor, katkı maddeleri koyuyorlar?

Çünkü hoş bir tat veriyor, mikropsuz, uzun süre bozulmadan rafta kalıyor. Raf ömrü uzuyor. Ya Rauf’un ömrü? Ya da Ralf’in? Uzayan raf ömrü, tüketici Rauf’u tüketiyor! Ömrüne katkı yapmıyor.

“Ölü besin ölümü hızlandırır. Canlı besinler hayatı uzatır.” Dr. Charles Mayo

Meyve suları, katkılı, kolalı içecekler, turşu suyu, beklemiş içecekler hücrenin can düşmanıdır. Bunlar sentetik olup, vücut için zehirli küf içerir ve vücudun hayat iksirinin terkibi bozarlar. Plastik kutudaki mayonezi düşünelim. İlk önce sıvı yağ ve yumurtayı çırparak elde ediyorlar. Taze kalma süresi iki gün. İçine konulan maddeler sayesinde bir sene dolapta bozulmadan duruyor. Ketçap kutusunun kenarına akıp orada katılaşıp kalıyor. Plastikten daha sert bir maddeye dönüşüyor. Nedir ki o? “Ketçap lezzetli.” deniyor. “Sanki yedim.” diyemez misin? Onu yememelisin. Çocuğuna nasıl yedirirsin?

Yeme alışkanlığımıza bağlı hastalıklar neler?

Kanser türlerinin büyük kısmı böyle oluşuyor. Kolon, mide, karaciğer, pankreas ve meme kanserleri %90 doğrudan beslenme ile ilgilidir. Rejimler, diyetler aslında insan organizmasına, doğasına aykırı. Vücut hücreleri, gerekeni iç sesle bize duyurur. Ne yememiz gereken şeyler tesadüfe bırakılmamıştır ki. Vücut hücreleri neye ihtiyaç duyarsa onu özlettirir. Canını çektirir. Hamilenin aş ermesi, duvardaki kireci yiyen kadın, toprak yiyen çocuklar iç seslerine cevap veriyorlar. Çünkü besinleri yeterince kalsiyum içermiyor.

Metabolik sendromun beşli çetesinden söz eder misniz?

  1. Kanser
  2. Şeker hastalığı
  3. Hipertansiyon
  4. Kolesterol
  5. Obezite.

Sebep insülin direnci, yani varlık içinde yokluk. Şekersiz, glikoz olmadan olmaz, olamaz. Düşünen beyin, dolaşan kan ve üreme hücreleri için şeker şart.

Meyve suyu mu, meyve mi?

Elbette orijinali. Yanlış alışkanlıklar edinmeyelim. Hücredeki hafızayı baskılıyoruz. İlk kazanılmış bellek yok edilemez. DNA bir kere bile olsa, karşılaştığı bilgiyi kaydeder. Hücre çekirdeğine konan bilgi kayıtlardan silinemez. Yüzmeyi, bisiklet sürmeyi bir kere öğrenince unutamazsın. Adem babamız 1000 yıl yaşamadı mı? Her gün et mi yiyordu, elma mı? Buzdolabı, kileri var mıydı? Kıtlık, açlık meselesi mi vardı?

Bitkisel tedaviler hakkında ne diyorsunuz?

Herbal (şifalı) bitkiye evet, bitkisel destek ilacına hayır. Psikiyatride ilaç tedavisini savunanlarla, zihin-beden tıbbını savunanlar rekabet hâlindeler. Oysa beyindeki kimyasal dengesizliklerin ruh hastalıkları ile doğrudan ilişkisi gösterilmiştir. Akıl, sinir ve ruh hastalarının beslenmesi de onların kanına göre olmalı. Ameliyat sonu hastam sorar: “Ne yiyeyim?” Canın ne çekiyor? Yöresel tat damaklarca arzulanıyor. Canı çekmiyorsa, “Su iç.” komutu da yok.

Canı çektiği gıdayı yiyip hastalanan görmedim. Sevki kaderi, sevki tabii. Hücrenin götürdüğü yere git.

Bedenin de zekâsı var mı?

Beden zekâsı tam kapasite çalışırken, ne yemen gerektiği konusunda en iyi rehberdir. Beden sesini dinle, yani iç sesini. Yanlış yönde veya aşırı uyarılınca, damak zevki bizi yanıltabilir. Yiyeceklere katılan tuzu kaldırmalı. Yemekten önce alkol, tuzlu yiyecek yasak. Yemek esnasındaki dilin ve damağın tadını temizlemek için az ılık su yeterli. Doyduğunu fark et, doy ve dur. Yavaş çiğne. Aşırı yağlı, şekerli, tuzlu, tokluk duygusunu hissettirmez. Hiçbir öğünde mideni tıka basa doldurma. Midenin üçte biri yemek için, üçte biri su ve kalanı da havaya bırakılmalı.

“Tam doymadan kalkın.” Hadis. Ne kadar zarif!

Bedenin ihtiyacına, kanına cevap veren sindirim düzeni, metabolizma dengesini korur. Yeme davranışı beyin açısından dikkatle takip edilir. “Vücuda az besin giriyor.” sinyali, hücrelere “Enerji harcama” komutu verir. “Gelenin mühim kısmını yağa dönüştür!” emri ile metabolizma frenlenir.

“Siz hâlâ diyet mi yapıyorsunuz?” Tülin Şahin

“Yo yo” tekniği ile de her defasında hüsranla sonuçlanan zayıflama eylemi, iki kilo fazla alarak eskiyi aratmaktadır. Yiyerek tatmin olmak, kendini mutlu hissetmek, yiyince pişmanlık duymak hep bir kısır döngüdür. İç sesleri onlara “Ye” diyor çünkü. Beden aşırı bir baskıyla yeme isteği uyandırıyor. Organizma hiç kendini bulamadı ki, mide hiç boşalamadı ki, organizma açlığın huzurunu hissedip de depodan yağ eritmeye fırsat bulamadı ki.

Kem aletle kemalat olamaz diyorsunuz Ruhsal Detoks adlı ünlü kitabınızda...

Kem alet, yani “junk food.” Abur cubur. Boş gıda. Böyle bir mideden beyin hiç hoşnut olmaz. Hipotalamus açlık sinyali gönderir: “Bu yediklerin kalorili ama işime yaramaz.” Kanser, iltihap alerjiyle boğuşamam. Böyle beslenme organizma için zulümdür. Doğru gıdayı sana aldırıncaya kadar, hipotalamustaki iştah merkezi fazla mesai yapar. Gelsin kilolar, oluşsun yağ dağları. Özellikle vücudun orta bölümünde. Bel kalınlığı yukarıdaki beşli çetenin huzur evidir. Kadınlarda 80 cm, erkeklerde 88 cm.’den fazlası fazladır. Durmadan yemek. Arızanın sebebi bu. Çamaşır makinesi çalışırken içine bir şey doldurmuyorsun da, midene bu zulmü niye layık görüyorsun?

“Açlık, Allah’ın sıddıklarına ziyafetidir.” Hadis

En az 5 saat açlık denge için, sağlık için, mükemmel çalışan bir organizma için şart. “Sık ye, vücudu kandır.” sözü safsatadır. Önerilen “Sık sık ye” saçmalığı, asla çare değildir. Sık yeme hiç mantıklı değil. Şişmanların sayısı ülkede ve tüm dünyada her saniye artış gösteriyor. Vücut taze gıdaya göre tanzim edilmiştir. Günümüzde konserve, donmuş, işlenmiş, katkılı, sentetik, atık yiyeceklerle (abur cubur) mideleri dolduruyor. Sonuç hepsinde aynı: İnsülin direnci ve hipoglisemi, yani kan şekeri düşüklüğü. Yani varlık içinde yokluk. Zaten zor ve zahmetli üretilen insüline bir de direnç oluşur, yeterince kullanamazsın.

Doğru beslenme nedir?

Taze yiyecekler, öğünlük pişirilmiş besinleri esas almaktır. Buzdolabından ısıtılan yemeklerin enzim kaybı inanılmazdır. O yemeğin sana hayrı dokunamaz. Ne yemeyelim? İçinde ne olduğunu bilmediğimizi. Bayat, beklemiş tencerenin ısıtılması, küflü gıdalar, kurutulmuş biber ve fındıkta, isotta oluşan aflatoksin, karaciğer kanseri yapıyor. Kömür ateşi ve dumanda pişirilen ekmek, sebze, et dumandan gelen zehri bünyesine alıyor. Kolon kanseri sebebi.

Rafine gıdalardan un, tuz ve şekerin etkileri dolaylı. Metabolik sendrom, şişmanlık, kanser, şeker hastalığı ve hipertansiyon kolayca davet edilmiş oluyor. Kutu meyve suyu, katkı maddesi ve sentetik hoş koku içeriyor, içilmemeli. Kızartma yağı yanmışsa, kanserojen (kanser yapıcı) madde hâline döner. Patates kızartma! Patatesin canına okuma! Kabuğuyla haşlamak en faydalısı.

Kola ve neskafe yerine, Türk kahvesi şekersiz içilebilir. “Ne içersiniz?” sorusunun en iyi cevabı çay, kahve yerine su, ayran, limonata (şekersiz) ve maden suyu (herkes için değil) olmalı.

Yumurtanın kabuğu işe yarar mı?

Çöpe mi, evde yapılan çorbanın, kekin içine mi? D vitamini ve kalsiyum başka nereden temin edilsin?

Ne yiyelim? Devayı doğa(l)da ara. Taze sebze meyveyi, çavdar ekmeğini tanı ya da tam tahılları. Sebze çiğ veya az pişmiş olmalı. Zeytinyağı esas oğlanı mutfağın. Ama yemek pişip ateşten indikten sonra üzerine dökülmeli.

Meyve nasıl yenir?

Elma çöpüne kadar yenilir. Kendi bahçendense kabuğunu soymadan ye. İnsektisit adlı haşere öldürücülerin kullanıldığı yabancı bahçe elmalarının kabuğu soyulabilir. Yeşil, kırmızı, sarı önemli değil. Elma olsun da. Elma suyu değil, elma. Meyveler, anti oksidanların, serbest radikallerin hücumundan korunmanın en iyi yoludur. Bağırsak iç örtüsünün (mukoza) korunmasında, yaban pirinci, kepekli bulgur ve çavdar vücudun lif ihtiyacı için şarttır.

“Hastalandığım zaman, dikkat edin, elma yemeyi unutmuşumdur.”Hz. Ali

Bir konu daha var. Meyvayı ısırmadan bir bak! Ambalajı, orijinalliği, rengi, kokusu, rayihası, tadı, nefaseti, lezzeti, görünümü... Ne kadar güzel yapılmış!

(An apple every day. Keeps the doctor away. “Her gün bir elma. Doktoru eve alma.”)

Diyet yapmak doğru mu?

Diyete niyet etme! Kendine dön. İçine bak. İç hekimin kararına uy. Ruhsal detoks (mental balans) ile metabolik balans el ele, sağlığa gider.

Ne istiyorsun? Sağlıklı olmak, enerjini yükseltmek.

18 bin çeşit rejim (diyet) listesi var. Sayıları her geçen gün de artıyor. Diyetler, rejimler çözüm olmadıkça kıyamete dek sürecek bu trajedi senaryoları. Sağlıklı ve mutlu olmak, açken kendini mutlu hissetmek isteyen, karnı acıktığında bu duyguyu “Yemek ye” değil de, “Sabret” şeklinde tercüme etmeli. Zira organizma yağ yakmaya başladı. Acıkma ondan. Biraz gayret. Biraz sabır. Beş saatlik süre dolunca zaten yiyeceksin.

Metabolik Balans diyet midir?

Metabolik balans. Bir diyet değil, yaşama tarzı. Kan grubuna göre değil, kan durumuna göre beslenme. Vücudunun iç sesini dinleyiş!

Senin ne yiyeceğine kim karar verecek? Evde yemeği yapan yardımcın mı? Eşin mi? Bizzat sen mi? Diyetisyen mi? Doktor mu? Kim? Senin ne yiyeceğine, evde yemeği yapan değil, lokantacı, garson değil, hiçbir diyetisyen, hiçbir hekim karar veremez. Sadece sen, senin kan tablon neyi, ne kadar, ne sıklıkla yiyeceğine karar verir. Yani sen karar veriyorsun. Başka kimse değil.

 

Metabolik Balansla Gelen Yenilikler nelerdir?

Organizmaya âdeta her gün iki kez oruç tutturmak gerek. Acıkmanın güzelliği de burada. Sofraya zevkle oturmak. Kas değil, yağ kaybetmek.

 

Metabolik balansın düzelttiği hastalık tablolarından bazıları:

Kısırlık, polikistik overler, yumurtalık kistleri, metabolik sendrom tabloları, yüksek tansiyon, kolesterol dengesizliği, şeker hastalığı, kanser ve ilgili rahatsızlıklar, şişmanlık, insülin direnci, çalışmayan tiroit rahatsızlıkları, haşimato, metabolizma yorgunluğu, vücut kırgınlığı.

 

Hap gibi tavsiyelerde bulunur musunuz?

  • Çavdar ekmeğini keşfe çık!
  • Elma mucizesine tanık ol!
  • Aç kalmanın ne hoş olduğunu hisset!
  • Devayı doğada ara!
  • Kanına bak. Canını yakma!
  • İç sesini dinle.

Metabolik Balans Kuralları nelerdir?

1. Günde üç öğün yenmeli. İdeal kilodakiler ise iki öğün yemeli.

2. Öğünler arasında en az 5 saatlik ara olmalı. Sindirim için şarttır.

3. Her öğüne mutlaka protein grubuyla başlanmalı.

4. Her öğünde tek çeşit protein yenmeli. İsrafa gerek yok.

5. Her protein, günde sadece bir defa yenmeli.

6. Bir öğün en fazla 1 saat sürmeli.

7. Meyve, tek çeşit olarak, yemeğin üzerine yenmeli.

8. Saat 21.00’dan sonra yemek yenmemeli.

9. Yeteri kadar su içilmelidir (ideali, 30-35 ml/kg).

Ne yiyorsun? Ne kadar yiyorsun? Nasıl pişiriyorsun? İyi bir şeyi çok yediğinde, zararlı hâle getiriyorsun. Bir yiyeceği ne kadar pişirirsen, o yiyeceğin kilo yapma etkisi, insülin direnci yaratma etkisi o kadar fazla oluyor. Ne kadar yedin? Ne zaman yedin? Ne sıklıkta? “Sık ye, beynini kandır.” safsatası komik. En fazla 3 öğün yenmeli. Arada salata? Asla! Aslında ara öğün safsata. Vücudu kandırmak, kandırmayı düşünmek ahmakçadır. Vücut kanmayacak kadar harikulade bir tasarım, olağanüstü bir modeldir.

DR MORAL’ i tanıyalım…

Yar. Doç. Dr. Halil İbrahim ERBIYIK

Sıra dışı, karizmatik, biyonik, enerjik, 10 parmağında 10 marifet olan, bir hekim.

Şair, yazar, udi, bestekâr, yönetici, hekim, hipnoterapist, metabolik balans uzmanı, T.C. Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi, rektör danışmanı, Metabolik balans Türkiye temsilcisi.

Sivas’ ta doğdu. Kuleli Askeri Lisesi’ ni BİRİNCİLİKLE bitirdi.

İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinden  pekiyi derece ile mezun oldu.  Kadın Hastalıkları Doğum uzmanı olan Dr. MORAL Mustafa Polat armağan yarışması birincisi.

Dr.Alaeddin Yavaşça, İrfan Özbakır, Arif Sami Toker Türk Sanat Musiki dersleri aldı. Başta ud olmak üzere 4 çalgı aleti çalıyor. 60 bestesi mevcut. Konferanslarının sayısı:1500 ü aştı.

Konferans konuları: Bağımlılık tan özgürlüğe kanatlanış, Sınav kaygısı, Mutlaka başarılı olma sanatı, Fotoğrafik hafıza.

Eserlerinden bazıları:

Kuleli Rüzgârları

Ruhsal Detoks

Doğuş mucizesi

İnsan ve Cinsi hayat

Hac ve Sağlık

Anne Sütü

Radyo (Doktor Moral),TV( Doktor AHENK) programları yaptı.

Yazı konuları:(Hipnoz, obezite, kısırlık, kanser, spor ve siyaset konularında).

  Bu haber 4258 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı