HABER AKIŞI

DERSANKOOP ve TRİOS 2023 Yön. Kur. Bşk. Mehmet Mahşuk GÜLAÇAR: “Ticaret ve Sanayi alanlarında, Gelişimin-Değişimin-Dönüşümün yolu”

 Tarih: 05-01-2020 18:26:43
Sanayi üretimin nasıl arttırabileceğini Türkiye’de üretimin kalkınması için neler yapılması gerektiğini DERSANKOOP Yönetim Kurulu Başkanı ve TRİOS 2023 Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mahşuk GÜLAÇAR Esnaf Bülteni Dergisi okurları için açıkladı.

Ülkemizin ekonomik kalkınma hamlesini doğru bir çizgide yürütebilmesi için yapılacak çalışmaların yeni bilgilere ihtiyacı yoktur dersek, yanlış bir teşhiste bulunmuş olmayız kanaatindeyim. Ekonomik gelişim, değişim ve dönüşüm için ihtiyaç duyulan bilgi ve kurumlar elimizde mevcuttur. Hem metin hem de şematik olarak bunlar en ince teferruatlarına kadar belirlenmiş ve dillendirilmiştir. Ancak, hayata geçmesi mümkün olmamaktadır. Ticaretin gelişimi için TİCARET ODALARI, sanayinin gelişimi için SANAYİ ODALAR, esnaf ve sanatkârlarımızın gelişimi için ESNAF VE SANATKÂR ODALARI, üretimin hızlı, kaliteli ve en uygun fiyatla üretilmesini temin edecek atraksiyonların merkezleri olmaları umulan ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ  kurulmuştur. Kâinatın ne olduğunu anlama noktasına kendisini odaklandıran, gelişen teknolojilerin bilgi dünyasını kurgulayan, tezgâhlarda bulunan işler için bilgi üreten, var  olan tezgâhlarla katma değeri yüksek ürünleri ürettirmek için yöntem geliştiren, lisansları bize ait olan tezgâhları üretmek için gecesini gündüzüne katan, daha doğru bir ifade ile belirtmek gerekirse sıralanan bu ve benzeri görevleri yapmaları için ÜNİVERSİTELER kurulmuştur. AR-GE ve ÜRGE için gerekli bilgi merkezleri kurulmuştur. 

Kurumların tesis edilmesi, yapacakları işlerin yazılı bir şekilde kayıt altına alınması, işlerin doğru çözülmesi için yeterli bir yol olmadığı, ülkemizin sosyoekonomik durumu incelendiğinde anlaşılmış olacaktır. İşlerin tanımlanmış olması, işin yapılması anlamına gelmemektedir. Aşağıda sıralayacağım iş takip merkezlerin başlıkları, ister resmi isterse yarı resmi kurumların veya STK'ların tüzükleri incelendiğinde çoğunun amaçları arasında sıralandığı görülecektir. Fakat bu ilkelerin hayata geçmesi mümkün olmamaktadır. Neden? Bunu bir örnek vererek açıklamak gerekirse, Kamu-Üniversite-Sanayi işbirliği konusunu ele alabiliriz. Hemen hemen bütün üniversitelerin, sanayiyi temsil eden kuruluşların arşivleri incelendiğinde görülecektir ki, birbirleri ile işbirliği protokolleri yapmışlardır. Bu protokoller sonucunda ortaya çıkan sonuç, kocaman bir HİÇ olmuştur. Çünkü tören ve toplantılarda bu alanda bir şeyler yaptıklarını ve bu alanda uğraşlarının olduğunu vurgulamalarına ihtiyaç duyduklarından dolayı bu protokollere ihtiyaç duymaktadırlar. Bunu söylerken hiç bir şey de yapılmıyor demek istemiyorum. Potansiyelimizle yaptıklarımızı karşılaştırdığımızda, bir kilo altın harcayarak yüz gram bakır kazanan tüccara benziyor durumumuz. 

Sebebi incelendiğinde, üniversitelerin işi ele alış yöntemleri, reel sanayinin ihtiyacı olan bilgiyi üretmekten uzak ve mevcut üretici güçleri tanıma noktasında bir politikalarının olmadığı görülecektir. Üniversitelerin bünyelerinde kurulan mühendislik (bilinçli hamallık) ve yönetim bilimleri fakültelerin asli görevlerinden birinin de üretici kabiliyetler için bilinçli işgücü yetiştirmek olduğunun farkında olmadıklarıdır. Sanayiciyi dikkate almak zorunda olmadıklarını, onlar için yaptıkları çalışmalar ve çalış tayların onlara yapılan jestler olduğunu düşünmektedirler. Ülkenin gerçekleri üzerinde inşa' edilmeyen, pratiğe hitap etmeyen, ülkenin ekonomik güçlerinin tezgâhlarında işleyen işler için bilgi üretmeyen bir müfredat ile eğitimlerini sürdürmektedirler. 

Ülkenin üretici güçleri ise, ödedikleri direk ve dolaylı vergilerin belli oranını bu üniversitelerin eğitimleri için ödediklerini, kendilerinin ihtiyaçları olan projeler ve ar-ge çalışmalarını yapacak yerlerin bu kurumlar olduğunu bilmemektedirler. Üniversitelerin, ülkenin kalkınması için gerekli olan bilgi üretim merkezleri olduğunu, ancak onların ürettikleri bilginin sanayicinin tezgâhlarında pratiğe geçmesi ile görevlerini yerine getireceklerinin farkında değildirler. 

Bürokrasi ise tam anlamı ile içler acısı bir durum arz etmektedir. Müfettiş bir devlet anlayışının tipik icraatları ile layüs'el bir tutum içindedirler. Kamu kurumları, ülkenin gelişim, değişim ve dönüşüm anlayışını en rantabl bir anlayışla ele alarak, yatırımcı güçler ile birlikte üretimi geliştirmek, kalite kazandırmak, dünyanın diğer üretici kabiliyetleri ile rekabet edecek düzeye getirmek, maliyetleri minimize edecek planlama tekniklerini geliştirmek, bilinçli işgücü yetiştirmek vs konularda hizmet vermeleri gerekirken!

Maalesef!

Evet, maalesef üretici güçlerimizin doğurduğu artı değerlerden pay almaya, bahaneler arayarak cezalar kesmeye, üretici güçlerimizin kamu kurumlarındaki işlerini ağırdan alma yoluyla bir nevi kölelerine had bildirmekle mesailerini doldurmaktadırlar.

Müteşebbislerimizin daha çok büyümelerinin önündeki en önemli sorun olan mevzuatlardaki çarpıklığı gerekli mercilere bildirerek, onların ortadan kalkması için gayretlerini devreye almaları gerekirken, yapılacak işlemin mevzuata aykırılığını öne sürerek üretimi engellemekte ve bu tutum-davranış şekli ülkenin gelişimini durdurmaktadır.

Bu tutumun kendisine ve ülkeye neye mal olduğunu düşünememektedir. Bu tespitle, kamunun vergi alması, bilinçli suç işlerlerken ceza kesilmesinin yanlış olduğunu kastetmiyorum. Yasaları hiçe saymalarını talep etmiyorum. Bilakis bunlar alınacaktır, alınmalıdır ve yasalar korunmalıdır. Ancak, görevlerini ülkenin ve insanımızın gelişimi yönünde kullanmaları gerektiğini bilmeleri gerekir.

Üretici güçler, ülkemizin her şeyi olduğu bilinmeli, sağılacak inekler olarak görülmemelidir. Olayı kısa bir tanımlama ile belirttikten sonra, yapacağımız ve üretici kabiliyetlerimizi ayağa kaldıracak, bununla da devletimizin güçlü bir devlet haline getirecek iş tutuş metotlarımızı devreye sokmayı düşündüğümüz kurumlarımızın işi ele alış politikasına değinerek, neden sorusuna cevap vermiş olacağız.

BUNUN İÇİN KURUMLARIMIZIN EN ÖNCELİKLE ELE ALACAĞI KONULARI SIRASI İLE BELİRTELİM;

1-        SANAYİCİ ENVANTERİ 

2-        AKADEMİK DANIŞMA KURULU 

3-        SANAYİCİ İSTİŞARE KURULU 

4-        KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ ORTAK AR-GE VE KOORDİNASYON KURULU 

5-        ÜRETİMDE İHTİYAÇ DUYULAN MEVZUAT TALEP KOMİSYONU

6-        FİNANSMAN TEDARİK KOMİSYONU 

7-        EĞİTİM KOMİSYONU

8-        ÜRETİMDE MARKA OLUŞTURMA KOMİSYONU

9-        TEDARİK KOMİSYONU 

10-     PAZAR TESPİT KOMİSYONU BİRİMLERİ OLUŞTURULACAKTIR.

11-     DÜNYA İLE AKREDİTE OLMUŞ ÖLÇÜM MERKEZLERİ

12-     ÜRETİLEN ÜRÜNLERİMİZİN DÜNYA PAZARLARINDA SATIŞLARINI  

         KOLAYLAŞTIRACAK SERTİFİKALARI ÜRETİCİLERİMİZE KAZANDIRACAK               DÜNYA İLE AKREDİTE OLMUŞ STANDARTLAR VE MUAYENE MERKEZLERİ     

       SANAYICI ENVANTERİ

Bu alanda çalışma yapmanın birinci maksadı; Eldeki kapasiteyi tespit etmek, atıl kapasiteyi değerlendirmeye nasıl alacağımıza karar vermek, kullandıkları teknoloji ile nelerin yapılacağını bilmek, firmaların daha verimli olmasını temin etmek için ilave hangi teknolojiye ihtiyaçları olduğunu belirlemektir. Her işletmenin, hem kendine hem de ülkeye fayda verecek kabiliyetlerini ölçmek ve tanımlamaktır. Düşünsel boyutta ülkenin vizyon güçlerinin kapasitesini zapturapt altına almaktır. Üretim değerlerinden katma değer doğurmaktır.

İkinci maksat; dördüncü sanayi devrimine uygun alt yapısı olan firmaları tespit etmektir.

Maksadımızı yerine getirmek için çalışmalarımızı başlattığımız bölgelerde bulunan firmaların, hangi alanlarda çalışmalar yaptıklarının tespiti yapılacaktır. Ondan sonra, firmaların alanlarına göre tasnifi yapılacaktır. Bu tanımlama gerçekleştikten sonra, akademik danışma kurulunda bulunan akademik personeller alanlarına giren sanayici üzerinde yapacakları çalışmaları planlayacak, yerinde neler yaptıklarını izleyecek ve inceleyeceklerdir.

Firmanın misyonunu, talip olduğu vizyonunu doğru okuyacaklardır. İş yerinin büyüklüğü, kullandığı teknolojiyi, ürettikleri ürünlerini, mevcut finansman gücünü analiz edeceklerdir. Firmanın mevcut durumu analiz edildikten sonra, firmanın gelişime uygun örgütlenip örgütlenmediğinin tespiti yapılacaktır. Gelecekle ilgili projeleri konusunda ne düşüncelere sahip olduğu öğrenilecektir.

Belli bölgelere göçü önlemek, ülkenin her yerinde kalkınma hamlelerini devreye sokmak için firmanın yapısına ve işlevine uygun yatırımın yapılacağı bölgelere gitmek isteyip istemediği hakkındaki arzuları öğrenilecektir. Ar-ge ye bakışı bilinecektir. Söz konusu firmanın, katma değeri yüksek ürünleri veya ülkenin ithal ettiği ürünlerden üretebilecek kapasite görülür ise, paydaş firma olarak değerlendirmeye alınacaktır.

AKADEMİK DANIŞMA KURULU

Bu kurulda görev alacak akademik personel, üretmek için bilgi üretmenin gereğine inanan, bilgi gelişimin geldiği son seviyeden haberdar olan, ülke kaynaklarını tespit ederek onu iç ve dış pazarda tercih edilen ürüne dönüştürmek için ihtiyaç duyulan bilgiyi elde etmeğe kendisini odaklandıran, maliyet analizlerin öneminin farkında olan özelikleri taşımalıdır.

Alternatif teknolojinin fırsatlar dünyası olduğunu, dördüncü sanayi devriminin hedefinde bulunan bilgiye sahip ve bu bilgiyi üretimin tezgâhlarına getirmeyi amaçlayanlar olması gerekir.

Ülkemizin ithal ettiği ürünleri öncelikli olarak sanayicimizin tezgâhlarında ürettirmek için sanayicimizi bilgilendirecek ve sanayicimizin zihin dünyasını bu yönü ile şekillendirmeği başarmalıdır.

Bundan sonra gerekli bilgiyi, materyali, yönetim anlayışını, söz konusu olan ürünleri üretme yeterliliğine sahip işgücünü, kaliteyi hedefine koyan dikkatli çalışma özeliklerini, markalaşmaya gidecek prosedürleri nasıl elde edeceklerinin yol ve yordamını öğretmeyi başaranlar ve tam bir ekip ruhu ile çalışmanın gereğine inananlar olmalıdır.

İç pazarını dış üreticilere kaptırmanın, dış pazarda yeterli payı alamayışımızın sancısını taşıyanlar olmalıdır.

Milli karakterli, idealist bir kişiliğe sahip olmalıdır.

Beyin fırtınası çalışmasını sağlıklı yapmak için takım çalışmasına önem vermelidir. Zaman ve mekânın değer farkında olan bir anlayışı taşımalıdır.

Zaman ve finansman gücü arasındaki bağı fark etmelidir. Hattı yekûn, pozitif koşu maratonunda hedefine birinci olmayı koyanlar olmalıdırlar.

       SANAYİCİ İSTİŞARE KURULU

Sanayinin bürokrasi ayağında yetişmiş, kamuyu tanıyan, mevzuat konusunda yeterli bilgiye sahip, dinamik sanayi hayatinin ihtiyaç duyduğu mevzuat talepleri konusunda yönlendirme yapabilen. Sektörlerden ana hatları ile haberdar, teknolojide gerçekleşen gelişmelerin takipçisi, toplumun beklentilerine hitap edecek ürünlerin mucidi olmayı hedefleyerek iş programları yapabilen. İçerde ve dışarıda günümüz insanının arzu dünyasını okuyabilen, eğitimin ve ar-ge'nın yapacakları iş için ne derece önem arz ettiğinin farkında olan, patent ve marka oluşumlarının nasılını ve nedenini bilenler, işe nerden başlayalım mantığı ile bakan bürokratlardan veya bu özelikleri taşıyan kendini yetiştiren üretici kabiliyetlerimizden olmalıdır.

Dünyadaki finans gücünün içerde ve dışarıdaki işleyişini, sahip olunan finansmanı hangi işte kullanılacağının mantalitesini, zamanın ihtiyacı olan finansmanı, finansmanın ihtiyacı olan zamanı ölçülebilir kılan, yatırımların karlılık oranının mukayesesini yapabilen, her yatırımın ihtiyacı olan finansmanının geri dönüşümünü işin merkez mantalitesinde tutan insanlar olmalıdır. İçte ve dışta pazar bilgisi olan, hammadde konusunda bilgili, yarı mamulün nerede önemli olduğunu kavramış, maliyetlere en az hangi metotlarla yansıma olabileceği konusunda karar verme özeliği olanlar olmalıdır.

AR-GE ve saha ayaklarında yaptıkları çalışmaları ile kendilerini ispat etmiş, entegre çalışma anlayışına uyumlu, vizyon er kimliği gündemde olan, sahadaki çalışmalarını doğru kurgulamak için bilgi ve teknolojiyi rehber edinen, yaptıkları çalışmalarla yetinmeyen, ortaya çıkardığı üründe iddiası olan insanlardan olmalıdır.

Verimli örgütlenmeyi başaran, insan psikolojisini yönlendirmeyi, eylemleri modüler mantıkla devreye aldıranlar olmalıdır. Kaynakları kolektif anlayışla bir araya toplamayı düşünen, kısa zamanda büyümenin en etkili yolunun bu olduğuna kani olanlar olmalıdır. 

       KAMU-ÜNİVERİSİTE-SANAYİ ORTAK AR-GE ve KOORDİNASYON KURULU

Bu kurul, üretici güçleri ayağa kaldıracak, devleti özgürleştirecek, eğitimi gerçek amacına yönlendirerek bilgi, heyecan, vefa, başarı gibi mevhumları ülkenin yanık yüreğine merhem olarak sürecek olan bir kuruldur.

Ülkenin ithal ettiği ürünlerin seri üretimini hedefine koyan ama numune aşamasını her yönü ile pratikte gerçekleştiren ön çalışmayı yapar.

Üniversitelerin ilgili bölümleri ile diyalog kurarak maliyetsiz proje tedarikini sağlar. Ürünün ihtiyacı olan hammadde, yarı mamul, aksesuarlar ve ihtiyaç duyulan bilinçli işgücünü sağlayacak koordinasyonu gerçekleştirir. Ham maddelerin ülke kaynaklarından sağlanmasını gerçekleştirecek çabaları ortaya koyar.

Bu mümkün değil ise tedarik komisyonunu devreye sokarak en düşük maliyetler ile hammadde tedarikini yaptırır.

Ürettiği ürünlerin patentini alacak çalışmaları yapar ve ürünün marka tescilini yaparak emeğin sömürülmesini engeller. Üretilmiş numune ürünün seri üretimini yapacak müteşebbisleri koordine ederek proje bazında kolektif çalışma yolunun ne olduğunu piyasaya öğreterek en iyi kazancın sağlanacağı metodun ne olduğunu gösterir.

Kaliteyi en ucuza tedarik etmek için teknik ve yönetim bilimleri akademisyenleri koordine eder ve kolektif gücün doğurduğu optimal faydanın yolunu kurgular.

Sanayiciler ile yapacakları çalışma ve diyalogla, onların atıl kapasitelerini ürünün üretilmesinde değerlendirir.

Teknik liseler, AR-GE merkezleri ile üniversitelerin laboratuvarlarını, makinalarını, el aletlerini eğitim saatlerin dışında bu kurul, söz konusu eğitim kurumlarıyla yapacakları protokoller ile ürünün üretilmesinde kullanır.

           MEVZUAT TALEP KOMİSYONU

Devlet tarafından kanunlar, yönetmenlikler, yönergeler ihtiyaçları karşılamak için çıkarılır ve tatbiki istenir. Ülkenin yatırım kabiliyetleri bunların rotasında yön alır;

Zaman, mekân ve finansmanı değerinde kullanarak, kaliteyi hedefine koyan yatırımların geciktirilmeden tesis edilmesi, kaliteden ödün vermeden piyasaya uygun fiyatla girmesi ve pazarda kısa süre içinde kendisine yer edinebilmesi için çalışmaları aksatan engeller ortadan kaldırılmalıdır.

Yatırım kararından hemen sonra yapılacak ilk iş, bu yatırımın ülke içinde gerçekleşmesine mevcut mevzuatın uygunluğunu tespit etmektir. Bunu yaptığımız takdirde, yapacağımız harcamalar ve zamanımızın boşa gitmesini engellemiş oluruz.

Yapılacak yatırım, stratejik öneme haizse veya ithalatımızı düşürmede önemli ürünleri üretmeyi hedefine koyan bir yatırımsa, mevzuatın engeli ile karşılaşan bir durum söz konusu olduğunda bu komisyon tarafından her yönü ile ürünün önemini dillendiren bir rapor hazırlanır ve yönetim erkine verilerek mevzuatın yeniden düzeltilmesi ve söz konusu ürünlerin ülkemizde üretilmesine zemin hazırlatılır.

Yönetim erkinin, ülke kalkınması için alacakları kararları rantabl hale getirmek, kullandıracakları teşvik ve kredileri en doğru alanlarda nasıl kullandırılacağı hakkında, alanlarında uzman olan akademisyenler, sanayiciler ve tecrübeli uzmanlara hazırlatacakları raporlar ile bu komisyon yardımcı olur. Bunu bir örnek ile açıklamak gerekirse, üretken olan sanayicimizi vaktinde olması gereken destekler ile beslemediğimizde aldığımız sonuç ile beslediğimizde aldığımız sonucu mukayese ettiğimizde doğan sonuçla yolumuzu aydınlatabiliriz.

Ülkemizde, yatırım kararı almanın önünde hiç bir engel yoktur. Karar veren herkes yatırıma teşebbüs etmekte serbesttir. Ancak bu kararın bütün faturasını da üstlenmeyi kabul edecektir. Elindeki imkânlarla bir iş yeri kiralar ve yapacağı işin ihtiyacı olan alet ve edevatları bir çeşit tedarik eder, kendi çabaları ile üretmek istediği ürünleri üretmeye başlar. Bunun için gecesini gündüzüne katarak didinir. Bir yandan üretirken diğer yandan pazar bulmaya çalışır. Kan, ter içinde bir koşuşma içinde zamanını kullanır. Yaptığı birikimle, bir arsa almaya, arkasında üretimine uygun bir bina inşa etmeye, daha sonra işyerini buraya taşımaya, teknolojiyi yakalamak için tesisteki makinalarını yenilemeye ve buna paralel olarak pazarını büyütmeye çalışır.

Artık en kısa zaman içinde en verimli yatırımları yapmanın yollarını bilen, hangi alanlarda yatırım yapmanın doğru olduğunu, kullanılan finansmanı umulanın çok fevkinde büyütmeyi başaran, işletme örgütlenmesinin en sağlıklı yollarına vakıf olan iş adamımız doğmuştur. Bu koşuşturma neticesinde farkına varmadan bir bakar ki 60-65 yaşına gelmiş. Yaptıklarımı bir gözden geçireyim derken, bakar ki, ölüme ramak kalmış, bu yaşa nasıl böyle çarçabuk geldim diye bir sorgulama içinde kendisini bulur.

Artık risk almanın, yeni yatırımlar için heyecan duymanın, teknolojideki gelişimin takipçisi olmanın, daha fazla büyümenin bir mana ifade etmediğine içten içe düşünmeye başlar. Oysa düşe kalka yürüdüğü bu yolda ne çok tecrübeler, deneyler elde eden bir müteşebbis. Artık işimiz kolay diye düşünürken, bu insanımızın toparlandığını, iş hayatından çekilme kararı aldığına şahitlik etmeye mecbur kalıyoruz. 

Oysa bu üretici kabiliyetimizi işe başlarken karşımıza alıp onunla, yapacağı yatırımı, ticareti müzakere masasına yatırsaydık, elindeki finans kaynağını, temin etmeyi düşündüğü makinaları, yer seçimini, iş gören kabiliyetlerin neler olması gerektiğini, ihtiyacı olan arsayı, arsa üzerinde yapmayı düşündüğü işyerinin niteliklerini müzakere etseydik bilinçli bir girişim söz konusu olacaktı. Yukarıda hikâyesini dillendirdiğimiz müteşebbisimizin 60-65 yaşında ulaştığı seviyeye muhtemelen 35-40 yaşlarında ulaşmış olacaktı. Bu yöntemle kaynaklarımız bilinçli kullanıldığından hem bu alanda yatırımı olan işletmeler korunmuş, hem de bu yeni işyeri açmayı düşünen müteşebbisimiz korunmuş olurdu. Heyecanı, bilgisi, kabiliyetleri doğru kararlarla daha az zamanda daha büyük başarılara bizi kavuşturacak müteşebbisi kazanmış olacaktık. Buda ülkemize patentler, markalar kazandırmanın yolunu açtırmış olacaktı. Her iş yeri, ülke için yeni bir güç demektir. Onları zayi etmeden korumak memleketi, ülkeyi sevmek demektir.

Şimdi denilebilir ki, üretici kabiliyetlerimizi yalnız ve sahipsiz bırakmamak için, KOSGEB, TÜBİTAK, ASELSAN, MADEN TETKİK ARAMA, DEİK, BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI, İL SANAYİ MÜDÜRLÜKLERİ VS VS kurumlar kurulmuştur. Ayrıca TOBB, SANAYİ ODALARI, TİCARET ODALARI, OSB'LERİ, BİRLİKLER kurulmuştur. Bu kurumlar işlevleri ve görevleri gereği üretici kabiliyetleri geliştirmek için vardırlar.

Bu konu işin en can acıtan ve üzerinde çok konuşulması gereken önemli bir konudur. Her biri başlı başına işleyişleri itibari ile ülkeye kıyan ve ülkeyi öğüten birer değirmen hükmündedir. Kısa ifadeler ile bunları anlatmak mümkün değildir       

Bu konular ile ilgili yazdığım çok makaleler mevcuttur. İnşallah paylaşma imkânı bulurum. 

  Bu haber 10524 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı