HABER AKIŞI

ASLAN DEMİR: “DUA TANELERİ BİRİKTİRİYORUM”

 Tarih: 17-10-2019 23:23:00  -   Güncelleme: 20-10-2019 00:42:12
Kendisini “dua taneleri biriktiren mütevazı bir tesbih koleksiyoneri” olarak tanımlayan Kuveyt Türk İK, Strateji ve Dijital Dönüşümden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aslan Demir ile tesbih koleksiyonu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

“TESBİH KOLEKSİYONCULUĞU TATLI BİR MERAKTIR”

Aslan Demir, “Benim için tesbih dua ve zikir aracıdır. Estetiğe ve sanata dair kaygılarım elbette var ama parmaklarımın arasında gezdirdiğimde dilime ve gönlüme bir şeyler çağrıştırmıyorsa o tesbihe ısınamam. Bu nedenle sadece ‘tesbih’ edebileceğim tesbihleri koleksiyonuma dâhil ediyorum” diyor.

Aslan Demir’i tanıyabilir miyiz?

1971 yılında Amasya’da dünyaya geldim. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, yüksek lisansı ise Sheffield Üniversitesi’nde tamamladım. 1995 yılında başlayan Kuveyt Türk’teki çalışma hayatımız devam etmektedir. 

Tesbih merakınız nasıl başladı?

1987 yılında İstanbul’a ilk geldiğimde Eyüp Sultan Hazretleri’ni ziyarete gitmiştim. Türbe ziyareti sonrası ihtiyar, piri fani bir amcayla karşılaştım. Elime 33’lük bir tesbih tutuşturdu. Sonradan öğrendim ki bu tesbih sıkma kehribarmış. “Çektikçe renk alır evlat, tesbih koyulaşır, kalbin ise beyazlaşır” demişti. Bu söz beni çok etkilemişti. Uzun yıllar elimden düşürmedim o tesbihi. Hâlen koleksiyonumda olan o tesbih, dua tanesi biriktirme yolculuğumun başlangıcı oldu. O günden beri bir tatlı meraktır gidiyor…

ORGANİK TESBİHLERİ TERCİH EDİYORUM

Tesbih koleksiyonunuz hakkında bilgi verir misiniz? Hangi malzemeden üretilmiş tesbihleri tercih ediyorsunuz?

Koleksiyon derken bu işlere ömrünü veren koleksiyonerlere haksızlık etmiş olmayalım. Bendeki mütevazı ve biraz da bana özgü 200’e yakın tesbihten oluşan bir koleksiyon.

Organik olan tesbihlere düşkünlüğüm var. Sentetik olarak, eski sıkma kehribar dışında tesbih edinmiyorum. Damla ve kaya kehribar, kuka ve narçıl en çok sevdiğim malzemeler. Ağaç olarak abanoz, yılan, pelesenk, demir hindi, öd ağacı sevdiğim malzemeler. Diş olarak ise fildişi, mors, mamut, balina sayılabilir. Ama bu hayvanların yasal olmayan yollarla öldürülüp ticaretinin yapılması dolayısıyla diş tesbihlere mesafeli duruyorum. Koç, manda boynuzu ve doğal taşlar da ilgimi ziyadesiyle çekiyor.

TESBİH DİLE VE GÖNLE HİTAP ETMELİ

Tesbih sizin için ne anlam ifade ediyor? Aradığınız, bulduğunuz nedir bir tesbihte?

Bir tesbihin fonksiyonel olması lazım. Bildiğiniz üzere insanlar farklı amaçlarla tesbih kullanılıyor. Kimi stres atmak, kimi estetik kaygısı, kimi niyaz, kimi koleksiyon, kimi de aksesuar için tesbih biriktirir ve/veya kullanır. Benim için tesbih “dua ve zikir” aracıdır. Elbette estetiğe ve sanata dair kaygılarım var ve tesbih alırken bunlara çok dikkat ederim ama parmaklarım arasında gezdirirken dilime ve gönlüme hitap etmezse, bir şeyler çağrıştırmıyorsa o tesbihi edinmem. Zira ona ısınamam. Maalesef birçok koleksiyoner, çekmedikleri yahut ebatları dolayısıyla çekemeyecekleri tesbihleri de alırlar. Ben ise sadece “tesbih” edebileceğim tesbihleri alır ve koleksiyonuma katarım. Bunların dışında tesbihte önce ustaya ve kullandığı malzemeye, sonra da işçiliğe ve zarafete bakarım. Kendisinde huzur bulacağım tesbihi ararım, bulursam kendimi bahtiyar hissederim. 

İSTANBUL’DA ÇOK İYİ TESBİH USTALARI VAR

Aradıklarınızın ne kadarı bulabildiniz? Hangi tesbih ustaları arayışınıza yardımcı oldu, oluyor?

İstanbul, Türk-İslâm sanatının, estetiğimizin, tarihimizin, ilmin, irfanın, kültürümüzün kısacası kadim medeniyetimizin başkentidir. İstanbul’un bu özelliği tesbihlere de yansıyor. Elbette Ankara, Konya, Erzincan, Bursa gibi Anadolu şehirlerimizde kıymetli ustalarımız var ama İstanbul bir başka.. Burada çok iyi tesbih ustalarımız var. Bir de, son 15-20 yılda müşteri tarafında, genel olarak geleneksel sanatlarımıza, özelde ise tesbih sanatına ciddi bir ilgi ve alaka var. Bu da ustalarımızın maddi ve manevi gelişmesine katkı sağlıyor. İltifat için marifet sergilenmez ama marifet de iltifata tabidir. Ustalarımızın marifetlerinin kadir kıymet bulması sanatımızın yaşaması adına sevindirici bir gelişmedir.

İstanbul’da aradığınız özellikte tesbihi her daim bulabiliyorsunuz. Ama ben almak istediğim her tesbihte bir hikâye, bir mânâ arıyorum. O zaman tesbih daha kıymetli oluyor. Kendisinde huzur bulduğum tesbihlerin bir kısmına İstanbul’da, bir kısmına ise Anadolu’da denk geldim. Bazen bir şeyi bulduğunuzda o şeyi aradığınızı fark edersiniz. Tesbihte de biraz öyledir.

Sayıları 100’ü bulan çok kıymetli tesbih ustalarımız var. Bazılarının adını zikredersek diğerlerine haksızlık etmiş oluruz. Bu sanata gönül veren herkese müteşekkiriz. Tesbihlerini emaneten teslim aldığım ustalarımız başta olmak üzere hepsinin eline, emeğine, gönlüne sağlık...  

İMAMEDE İŞÇİLİK ÖNEMLİ

Sizce iyi bir tesbih hangi özelliklere sahip olmalıdır?

Öncelikle taneleri düzgün ve aynı ölçüde olmalı. Dizimi düzgün olmalı ki eğrilmemeli, ipte doğru durmalı. Delikleri gayet ince olmalı. Duraklı (nişane) 99 tesbihlerin durak ve tane orantılarına, 33’lük tesbihlerde ise 11’inci taneden sonra pul olmasına dikkat ederim.

İmamenin işçiliğinin çok iyi olması gerek. İyi ustalar imameye halka da koyarlar ama ben estetik ve kullanışlı bulmadığımdan pek tercih etmiyorum. Çok aşırıya kaçmayan zarif ve sade işlemeli tesbihleri daha fazla tercih ediyorum.

Geriye püskül ya da kamçı kalıyor. Her ikisini de seviyorum. Eskiden ibrişimden püsküller yapılırdı malum. Ama artık ya hazır püsküller kullanılıyor ya da ustalar kendileri tesbih ipinden yapıyorlar. Kamçıda ise kazaz tarzı gümüş kamçıları seviyorum. Bir de tesbihin kendi malzemesinden yapılan kamçılar var ki, onlar da çok güzel yapılıyor ve ayrı bir sanat harikası ortaya çıkıyor.

Koleksiyonunuzda zikir sırasını bekleyen bir tesbih lisan-ı haliyle size neler söylüyor?

Benim için tesbih bir huzur kaynağı... Kâinatta her bir varlık kendi lisan-ı haliyle Yaradanı tesbih eder, zikreder. Âcizane elimde tuttuğum tesbihteki bu lisan-ı hal zikri duyduğumu hisseder, kendi zikrime ve tesbihime de onu şahit tutmak isterim.

Biz, çok katı kalpli birine taş kalpli deriz. Oysa Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 74’üncü ayet-i kerimesinde Cenab-ı Hakk “Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir” buyuruyor. Yani taş dahi Allah korkusundan ve rahmetin tecellisinden nasibini alıyor. Ben tesbih vasıtasıyla ağaçta, taşta o Rahmetin tecellisini arıyorum.

TESBİHTEKİ İNİLTİYİ DUYMAYA ÇALIŞIRIM

Bir Mevlevi dervişi eline bir ney alıp nefes verdiğinde ne hissediyorsa, ben de elime bir tesbih aldığımda benzer duyguları hissederim. Tesbihteki iniltiyi duymaya çalışırım. Aslında her bir tesbihi elime aldığımda onun nerelerden gelip hangi ellerde işlenerek bana ulaştığını düşünürüm. Bizim Yunus’un “Dertli Dolap” şiiri sanırım keyfiyetimi izah eder:

Dolap niçin inilersin

Derdim vardır inilerim

Ben Mevlâ’ya âşık oldum

Anın için inilerim.

Ben bir dağın ağacıyım

Ne tatlıyım ne acıyım

Ben Mevlâ’ya duacıyım

Anın için inilerim.

Dülgerler her yanım yonttu

Her âzam yerine kondu

Bu iniltim Hakk’dan geldi

Anın için inilerim.

Tesbihleri nasıl temin ediyorsunuz?

Bildiğim, tanıdığım ustalara uğrar anlardan alırım tesbihleri. Maalesef her işin haramisi olduğu gibi bu işin de haramisi var. Bu alanda kendinizi çok iyi geliştirmedinizse sanatını çok iyi icra eden ustalara güvenmek, bu işin erbabına danışmak zorundasınız.   

ESKİMEYEN ESKİLERİMİZİ GÖRMEK KEYİF VERİR

Tesbih ustalarını ziyaret eder misiniz?

Evet. Ustanın elinde bir tesbihin ağaçtan, taştan ya da boynuzdan, dişten tesbihe dönüş yolculuğunu görmez, bilmezseniz tesbihin değerini de anlayamazsınız. Buğday tanesine dokunmamış, sulamamış, hasat etmemiş çağımız insanı ekmeğin kadr-ü kıymetini bilmiyor, onu bir nimet olarak görmüyor. Tesbihin ustalar elindeki yolculuğunu görmeyen, bilmeyen de onu boncuk zannediyor. O yüzden ustaların atölyelerine uğrar, o ortamı koklar, onlarla hasbıhâl ederim.

Her sanatın inceliklerini bilmek zor ama bilen birini dost edinmek işin en kolayı ve güvenli olanıdır.

Onca yıllık ilgi ve merakımıza rağmen özellikle eski sıkma tesbihler hususunda yanılabilirim. O yüzden ehline ve güvendiğim usta ya da satıcılara uğrarım. Ama Beyazıt’a her gittiğimde Çınaraltı’nda ve Kapalı Çarşı’da dolaşmaktan keyif alırım. Sadece tesbih değil bize ait “eskimeyen eskilerimizi” görmek, izlemek, dokunmak keyif verir.

Tesbihlerinizi nasıl muhafaza ediyorsunuz? Ziyarete açık mı?

Özel muhafaza kutu ve kumaşlarım var. Bunların içinde saklıyorum ve sıklıkla da elden geçiriyorum. İddialı bir koleksiyoner olmadığım için dost meclisleri ve 1-2 özel sergi dışında ziyarete açık değil. Sergiler aracılığıyla görülmesi daha doğru gibi geliyor.

Tesbihlerinize bakım yapar mısınız? Eliniz bu türden ameliyelere yatkın mı?

Hasbelkader kendi söküğümü kendim dikerim, dikmeyi severim. Tesbihlerimin bakımını kendim yaparım ama ciddi bakım gerektiren durumlarda ustalardan destek almak en doğrusudur.

Son olarak tesbih sevdalıları nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Tesbih kelimesi Arapça’dır malum. Tesbih etmek, bütün noksanlıkları üzerinde barındıran biz kulların Yaradan’ı noksan sıfatlardan tenzih ederek anmak ve bu anma vesilesiyle noksanlıklarımızın azalmasını umut etmektir. O halde tesbih sevdalılarının tesbihlerini bu amaçla kullanmalarını, diğer amaçları bu asıl amacın arkasında tutmalarını tavsiye ederim. Az ama güzel tesbih biriktirmelerini, usta işi bir tesbihe sahip olmalarını tavsiye ederim.

  Bu haber 2174 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı